Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik
Dernek Logosu
Dernek Logosu Dernek Logosu


Basın Bülteni Basın Bülteni


KAN BANKASI KAN BANKASI

ŞİFALI BİTKİLERİMİZ ŞİFALI BİTKİLERİMİZ

SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
İletişimİletişim Formu Formuinfo@kurtoglu71.com
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
CanlıCanlı Yayın Yayın

Kaydol
E-Bülten E-Bülten


ŞENLİK BAĞIŞLARI ŞENLİK BAĞIŞLARI


ŞİFALI BİTKİLER

24 Eylül 2009, Perşembe

             SAĞLIĞIMIZA EN FAYDALI BİTKİLER           

        HANGİ HASTALIĞA İYİ GELİR


Bu sitede sizlerle bitkilerin diğer isimleri, toplama ve saklama kuralları, botanik bilgisi, faydaları ve kullanım şekilleriyle ilgili bilgiler verilmektedir.Cenab-ı Hak hiç bir şeyi sebepsiz yaratmamıştır.Tabiatta mevcut olan bunca nebat ve canlıyı da bir hikmet için yaratmıştır.Ayrıca bütün ilaçların ham maddesi bitkilerden elde edilmektedir. Şifalı bitkilerin tedavi edici gücünden, basit rahatsızlıklarınızı geçiştirmek için yararlanın.Sağlığınıza gerçekten değer veriyorsanız, özellikle, önemli sonuçlara yol açabilecek hastalıklarda doktora görünmeyi ihmal etmeyiniz! Basit bir rahatsızlık sandığınız belirtiler, yaşamsal önemde bir hastalığın ön belirtileri olabilir!.. Hastalıkların teşhisi ve tedavisi yalnızca uzman tıp doktorlarınca gerçekleştirilebilir!.. Lütfen bu konuyu göz ardı etmeyiniz!..Bu site deki bilgilerin hiç biri hastalıkların teşhisi veya tedavisi amacıyla yazılmamıştır. Bitkilerle yapılan tedavi sadece vücuda bir destek amacı iledir. Bir tıp doktoruna teşhis koydurmadan burada verili bilgiler ile, şikayetiniz ne olursa olsun kendi kendinizi tedavi etmeye kalkmayınız. Bitkilerin, aksi belirtilmemiş ise yan etkileri yoktur, ancak kişiye özel olarak alerji yapabilirler.Alerji durumunda uygulama kesilmelidir. Bitkileri toplarken doğayı da korumayı unutmayın! Bunun için : Bitkileri kökleri ile beraber çekip koparmayın ve zarara yol açmayın. Çiçekleri ve yaprakları toplarken bitkileri ezmeyin ve topladığınız bitkileri naylon poşetlere veya cebinize koymayın. Bu durumda bitkiler terlemeye başlar ve kurutulurken kararırlar.



SAĞLIĞIMIZA EN FAYDALI BİTKİLER

HANGİ HASTALIĞA İYİ GELİR



Bu ürünle damarlarınızı yenileyin Damar hasarını gidererek kalp krizinin önüne geçiyor. İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye göre, araştırmayı yürüten Warwick Üniversite’sinden ekip, brokolide bulunan sulforafen adlı bileşenin istenen sonucu verdiğine inanıyor. Haberde, bu bileşenin, damarları koruyan enzimlerin üretimini artırdığı ve önemli hücre hasarına neden olan yüksek Uzmanların önerdiği 10 mucize yiyecek.. Amerikalı beslenme uzmanı ve yazar Dr.Johnny Bowden´in hazırladığı sağlıklı besinler listesi tam size göre. Bu yiyecekleri sofranızdan eksik etmeyin
                              
 BAZI SEBZE VE MEYVELER

Şalgam: Adeta kırmızı ıspanak gibidir. Doğal kırmızı pigmentleri vücut direncini artırır. Şalgam ısıtıldıkça antioksidan etkisi azalır. Mümkünse çiğ olarak doğrayın ve salatanıza katın.
Lahana: Sülfarofan gibi çok sayıda besleyici ve bağışıklık sistemini güçlendirici madde içerir. Burgerler ve sandviçlerinizin içine bile koyabilirsiniz.
Pazı: Karotenoidler bakımından zengin bu bitki, gözlerde yaşlanmadan kaynaklanan tahribatı azaltır.
Tarçın: Kan şekeri ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Çay veya kahvenizin üstüne bir miktar serpip içebilirsiniz.
Nar suyu: Antioksidanlarla dolu bu gıda, tansiyonunuzu düşürecektir. Nar suyunuGünde bir bardak için.
Erik kurusu: Taze erik tadında olmayabilirler ama antioksidan bakımından zengindirler.
Kabak çekirdeği: Kabağın en besleyici kısmıdır. Magnezyum ve yüksek seviyede mineraller içerir.
Sardalya: Konservedeki sağlıklı besin. Omega-3 bakımından zengin ve hiç kurşun içermeyen bir besin maddesi. Kalsiyum ve magnezyum ve yararlı mineraller bakımından çok zengindir ve B vitamini deposudur. İster salatanıza katın, ister sandviç olarak yiyin, isterseniz hardal ve soğanla birlikte tabakta servis yapın.
Safran: Baharatların süperstarıdır. Her türlü sebze yemeğine katabilir veya omlet ve yumurtanızın üstüne koyabilirsiniz. Ateş düşürücü ve vücut direncini artırıcı etkilere sahiptir.
Dondurulmuş yaban mersini: Dondurma işlemi bazı sebze ve meyvelerin besleyici değerlerini azaltır. Ama markette gözünüze çarparsa bu meyveyi pas geçmeyin.
Adaçayı: Kalp krizi riskini azaltır. Aşırı terlemeye neden olan hastalıkları giderir. Kramp, omurilik rahatsızlığı, beze ve sinirsel titremelerde mucize etkileri vardır. Böcek sokmalarına karşı ısırılan bölgeye adaçayını toz olarak uygulamanız önerilir.
Ceviz: Damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, mantar hastalıklarında etkili, tümör engelliyici ve bağışıklık sistemini koruyucu özellikleri bulunmaktadır. Ceviz kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler... Karaciğer için de çok faydalıdır...
Ihlamur: Gribal enfeksiyonların yanı sıra güzellik ve ciltteki lekelere karşı da mucize etkileri vardır. Cilt lekeleri için iyice kaynatılıp, leke olan kısma sürülmesi öneriliyor. Bunun yanında strese karşı da ıhlamuru mutfağınızdan eksik etmeyin.
Hindiba: Safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında mucizeler yaratır. Kronik karaciğer iltihaplanmalarına karşı tedavi edici özelliği vardır. Şeker hastalığına da iyi gelmektedir. Bunun yanı sıra deri kaşıntıları ve sivilcelere karşı da şaşırtıcı derecede etkilidir...
Karabaş otu: Ağrıları dindirir, kalbe kuvvet verir... Özellikler sigara kullananlar için belirtelim, balgam sökücü özelliği vardır. Uyuşukluk gideren bu bitki zindelik kaynağıdır. Sara ve beyin hastalıklarının tedavisinde de kullanılır.
 Kereviz: Huysuz ve asabi biri misiniz ? Kereviz tüketin. Sakinleştirici özelliği var. Böbrek için çok yararlı, kanı temizliyor, kilo almayı önlüyor ve cinsel gücü artırıyor
Kuşburnu: Hangi vitamini ararsanız var. Grip ve soğuk algınlığı için bire bir. Kabızlak için de çare... Yorgunluk ve halsizlik için önerişiyor. Kan yapıcı ve tansiyon düzenleyici özelliği ile mutfaktan eksik edilmeli.
Maydanoz: Bir tutam maydanoz vücudun günlük C vitamini ihtiyadcının tamamını karşılıyor. Toksinleri vücuttan atıyor, kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor...
Meyan kökü: Balgam söktürücü özelliği olan bu bitki mide ülseri tedavisinde kullanılır. Böbreküstü bezlerini çalıştırdığı gibi kramp girmelerinde de çözücü etkisi vardır. Ayrıca iyi bir kabızlık gidericidir...
Nar: Narda bol miktardı antioksidan, C vitamin, demir ve potasyum var. Bir bardak nar suyunun antioksidan özelliği, iki kadeh kırmızı şarap ve 10 bardak yeşil çay ile aynı seviyede.
Semiz otu: Uzmanlar, Parkinson tedavisinde hastalarına mutlaka semiz otu salatası yemelerini öneriyor. Zihin yorgunluğu, sinirlilik ve uykusuzluğa iyi gelir. Kanı temizleyici özelliği vardır.
Pelin otu: Mideniz ile sorun yaşıyorsanız, gastrit derdiniz varsa pelin otu birebir... Bu bitki sindirimi zor besinlerin hazmını kolaylaştırıyor. Tonik etksiyle de kan dolaşımını artırarak, vücuda zindelik veriyor. Vücuda sürüldüğünde de haşereleri uzaklaştırıyor.
Mutlaka tüketmeniz gereken 15 bitki


DİKKAT DİKKAT DİKKAT DİKKAT DİKKAT DİKKAT

Kalp krizi riskine, gribe, alerjiye iyi geliyor.. Bu bitkiler, kalp krizi riskine, enfeksiyonlara, gribe, alerjiye daha birçok hastalığa iyi geliyorlar. İşte 15 mucizevi bitki...

MUTLAKA TÜKETMENİZ GEREKEN BİTKİLER


ADAÇAYI: Kalp krizi riskini azaltır. Aşırı terlemeye neden olan hastalıkları giderir. Kramp, omurilik rahatsızlığı, beze ve sinirsel titremelerde mucize etkileri vardır. Böcek sokmalarına karşı ısırılan bölgeye adaçayı yaptığını toz olarak uygulamanız önerilir.
CEVİZ: Damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, mantar hastalıklarında etkili, tümör engelleyici ve bağışıklık sistemini koruyucu özellikleri bulunmaktadır. Ceviz kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler& Karaciğer için de çok faydalıdır.
IHLAMUR: Gribal enfeksiyonların yanı sıra güzellik ve ciltteki lekelere karşı da mucize etkileri vardır. Cilt lekeleri için iyice kaynatılıp, leke olan kısma sürülmesi öneriliyor. Bunun yanında strese karşı da ıhlamuru mutfağınızdan eksik etmeyin...
HİNDİBA: Safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında mucizeler yaratır. Kronik karaciğer iltihaplanmalarına karşı tedavi edici özelliği vardır. Şeker hastalığına da iyi gelmektedir. Bunun yanı sıra deri kaşıntıları ve sivilcelere karşı da şaşırtıcı derecede etkilidir.
KARABAŞ OTU: Ağrıları dindirir, kalbe kuvvet verir& Özellikle sigara kullananlar için belirtelim, balgam sökücü özelliği vardır. Uyuşukluk gideren bu bitki zindelik kaynağıdır. Sara ve beyin hastalıklarının tedavisinde de kullanılır.
KEREVİZ: Huysuz ve asabi biri misiniz? Kereviz tüketin. Sakinleştirici özelliği var. Böbrek için çok yararlı, kanı temizliyor, kilo almayı önlüyor ve cinsel gücü artırıyor.
KUŞBURNU: Hangi vitamini ararsanız var. Grip ve soğuk algınlığı için bire bir. Kabızlık için de çare... Yorgunluk ve halsizlik için öneriliyor. Kan yapıcı ve tansiyon düzenleyici özelliği ile mutfaktan eksik edilmemeli.
MAYDANOZ: Bir tutam maydanoz vücudun günlük C vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor. Toksinleri vücuttan atıyor, kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor...
MEYAN KÖKÜ: Balgam söktürücü özelliği olan bu bitki mide ülseri tedavisinde kullanılır. Böbreküstü bezlerini çalıştırdığı gibi kramp girmelerinde de çözücü etkisi vardır. Ayrıca iyi bir kabızlık gidericidir.
NAR: Narda bol miktarda antioksidan, C vitamini, demir ve potasyum var. Bir bardak nar suyunun antioksidan özelliği, iki kadeh kırmızı şarap ve 10 bardak yeşil çay ile aynı seviyede. Üstelik, bu özellikleri sayesinde kalbi ilaç gibi koruyor.
SEMİZ OTU: Uzmanlar, Parkinson tedavisinde hastalarına mutlaka semiz otu salatası yemelerini öneriyor. Zihin yorgunluğu, sinirlilik ve uykusuzluğa iyi gelir. Kanı temizleyici özelliği vardır...
PELİN OTU: Mideniz ile sorun yaşıyorsanız, gastrit derdiniz varsa pelin otu birebir... Bu bitki sindirim zor besinlerin hazmını kolaylaştırıyor. Tonik etkisiyle de kan dolaşımını artırarak, vücuda zindelik veriyor. Bir önemli özelliği ise vücuda sürüldüğünde haşereleri uzaklaştırması...
SOĞAN: Mümkün olduğu kadar çiğ tüketin. Zira çiğ tüketildiğinde mideyi güçlendirir, sindirim sistemini uyarır, idrarı arttırır. Grip, nezle, gırtlak iltihabı ve öksürüğü önleyici olarak kullanılır.
ZERDEÇAL: Zerdeçal en etkin ve en yaygın kullanılan antioksidanlardan biridir. üst solunum yolu enfeksiyonu, astım, bronşit ve sinüzit tedavisinde kullanılır. Kansere karşı etkilidir. Beyni güçlü tutarak, alzheimerı önler.
ZEYTİN: Özellikle zeytinin yağı mucize kaynağı olarak görülür. Vücudun ihtiyaç duyduğu omega 6 yağ asidine sahiptir. Hücre yenileyici özelliği ile cildi besleyip, güçlendirir... Zeytin ve zeytinyağı asla mutfaktan eksik edilmemeli, bolca tüketilmeli.
ACI BAKLA= Şeker hastalığına karşı kullanılır

ACI YONGA=İştah açıcı, kuvvet verici, kurt ve ateş düşürücü

ALIÇ=Özellikle kalp üzerinde etkili, idrar söktürücü, kabız

ALTINOTU=İdrar söktürücü ve kabız etkileri vardır. Basura karşı, haricen kullanılır.

AMBER=Kaşalot balığından elde edilir. Kalbi kuvvetlendirir, iştah açar ve cinsel arzuyu artırır.

ANASON=Gaz söktürücü, iştah açıcı, süt artırıcı ve uyku vericidir.

ANDIZ KÖKÜ=Safra söktürücü, öksürük kesici, göğüs yumuşatıcı,kuvvet verici ve kurt düşürücüdür.

ARDIÇ TOHUMU=İdrar artırıcı, terletici, midevî ve antiseptik özellikleri vardır.

ASPİR=Romatizma ağrılarına karşı etkilidir. Dahilen terletici, kurt düşürücü ve adet getiricidir.

BALIKOTU=Dahilen kurt düşürücü, sara nöbetlerini azaltıcı olarak kullanılır. Tehlikeli bir drogdur.

BAMYA ÇİÇEĞİ=Dahilen göğüs yumuşatıcı, lapa halinde haricen çıbanları olgunlaştırıcıdır.Kabızlığa karşı etkili ve zararsız birdrogdur.

BESBASE=Müshil, safra ve balgam söktürücü ve kurt düşürücü etkilere sahiptir.

BİBERİYE=Dahilen kabız, hazım sistemi uyarıcısı, safra artırıcı ve idrar söktürücü, haricen ise iltihaplı yaraların tedavisinde kullanılır.

BÖĞÜRTLEN=Kabız, kuvvet verici, idrar söktürücü ve şeker hastalığına karşı kullanılır. Bademcik iltihaplarında da gargara yapılır.

CİVAN PERÇEMİ=İdrar artırıcı, iştah açıcı, gaz söktürücü, adet söktürücü ve yara iyileştiricidir.

ÇAKŞIROTU KÖKÜ=Cinsel kudreti artırıcı olarak etkilidir.

ÇAM SAKIZI=Solunum ve idrar yolları hastalıklarında kullanılan etkili bir antiseptiktir.

ÇEKEM=Kabız, idrar artırıcı, kusturucu, kuvvet verici ve tansiyon düşürücü etkileri vardır. Romatizma ağrılarında kullanılır.

ÇÖREKOTU=İdrar ve süt artırıcı, iştah açıcı ve adet söktürücüdür.

ÇÖVEN KÖKÜ=Tedavide nadiren kullanılır. Bilhassa tahin helvası yapımında kullanılır. İdrar ve balgam söktürücüdür.

DAĞÇAYI=Uyarıcı, gaz söktürücü, iştah açıcı ve mide ağrılarını kesici özelliklere sahiptirler.

DEFNE YAPRAĞI=Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.

DEVE ÇÖKERTEN=Taş düşürücü, idrar söktürücü ve kuvvet verici olarak kullanılmaktadır.

DEMİR HİNDİ=Müshil ve müleyyin bir etkiye sahiptir. Hiçbir tahriş edici etkisi yoktur.

DENİZ KADAYIFI=Dahilen, çok kullanılan bir göğüs yumuşatıcı ve öksürük kesicidir.

DEVE DİKENİ=Karaciğer hastalıklarına karşı ve safra artırıcı olarak kullanılır.

DUT MEYVASI=Meyvalardan hazırlanan şurup, gargara halinde, ağız ve boğaz hastalıklarına (pamukçuk) karşı kullanılır.

EĞİR KÖKÜ=Gaz söktürücü, terletici ve antispazmotiktir. Dahilen Prostat, haricen ise romatizma için kullanılır.

FESLEĞEN=Yatıştırıcı, midevi, idrar artırıcı ve gaz söktürücüdür.

FUNDA=İdrar yolları dezenfektanı, idrar söktürücü ve kabız etkilere sahiptir.

GELİNCİK0=Yatıştırıcı, öksürük kesici, göğüs yumuşatıcı ve hafif uyutucu etkilere sahiptir.

HATMİ ÇİÇEĞİ=Göğüs yumuşatıcı ve tahrişleri gidericidir.

HAVACIVA=Kabız ve yara iyileştiricidir.

HAVUÇ TOHUMU=Midevi, gaz söktürücü, gebeliği önleyici ve cinsel gücü artırıcıdır.

HAYIT TOHUMU=idrar artırıcı, gaz söktürücü ve yatıştırıcıdır.

HÜNNAP=Göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici, müshil ve kan temizleyicidir. Şeker hastalığına karşı da kullanılır.

IHLAMUR=İdrar artırıcı, terletici, yatıştırıcı, uyutucu ve göğüs yumuşatıcıdır.

ISIRGAN=Yaprak veya kök, dahilen kan temizleyici, idrar artırıcı ve iştah açıcıdır.

İĞDE ÇİÇEĞİ=Kabız, kuvvet verici ve antiseptiktir. C vitamini deposudur. Gribe karşı etkilidir.

KAFUR=Sinir sistemi, solunum ve kalp üzerinde uyarıcı etkileri vardır.

KAKULE=İştah açıcı, gaz söktürücü ve midevi etkilere sahiptir. Kahveye konur.

KEBABİYE0=Solunum sistemi antiseptiğidir. Belsoğukluğunda kullanılır.

KARANFİL= Uyarıcı, midevi ve antiseptik etkileri vardır.

KEKİK=Midevi, yatıştırıcı, antiseptik etkileri vardır.

KEREVİZ TOHUMU=Uyarıcı ve iştah açıcıdır. Prostat için kullanılır.

KETEN TOHUMU=Müshil, sindirim sistemi iltihapları ve tahrişlerine karşı koruyucudur.

KINAKINA0midevi, sıtma ve gribal enfeksiyonlara karşı koruyucu, kalp yatıştırıcıdır.

KISA MAHMUT=midevi, uyarıcı, şeker hastalığına karşı etkilidir.

KIZILCIK=Etkili ve zararsız bir ishal kesicidir.

KİTRE=Boğaz hastalıkları ve iltihaplarında koruyucudur.

KUDRET NARI=Mide ve barsak ülserine karşı dahilen kullanılır. Yara, çıban ve ekzemalarda haricen kullanılır.

KUŞBURNU=Bilhassa C vitamini bakımından zengindir. Kabız ve kuvvet vericidir. Şeker hastalığına karşı da kullanılır.

LAVANTA=İdrar artırıcı, romatizma ağrılarını dindirici, antiseptik, sinir ve kalp kuvvetlendiricidir.

MAHLEP=Afrodizyak, balgam söktürücü, nefes darlığı ve prostat için, ayrıca şeker hastalığına karşı kullanılır.

MENENGİÇ=Dahilen idrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.

MEYAN KÖKÜ=Göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü, tad düzeltici ve öksürük kesici etkileri vardır.

MISIR PÜSKÜLÜ=İdrar söktürücü ve taş düşürücüdür.

MUSKAT=Gaz söktürücü ve antiseptik olarak bilhassa karın ağrıları için kullanılır.

MÜRSAFİ=Antiseptik ve uyarıcıdır. Bilhassa solunum yolu hastalıklarına karşı kullanılır.

NANE=Özellikle sinirsel kaynaklı mide bulantılarını kesici olarak etkilidir.

OĞULOTU=Yatıştırıcı, midevi, terletici ve antiseptiktir.

PAPATYA=İdrar artırıcı, yatıştırıcı, safra söktürücü, boğaz iltihaplarında ve iltihaplı yaralara karşı etkilidir.

PELİNOTU=Midevi, ateş düşürücü, adet getirici etkileri vardır.

REZENE=Midevi, gaz söktürücü ve süt artırıcıdır.

SAFRAN=Uyarıcı, iştah açıcı, adet söktürücü, koku ve renk vericidir. Değerli bir baharattır.

SALEP=Afrodizyak, kuvvet verici, çocuk ishallerini kesicidir.

SANDALOS=Haricen ve dahilen romatizma ağrılarını dindirici olarak etkilidir.

SARI SABIR=Kalın barsağa etkili bir müshildir.

SARI KANTARON0=Dahilen antispazmotik, kabız, yatıştırıcı, haricen ise antiseptik ve yara iyileştiricidir.

SERVİ KOZALAĞI=Çocukların gece işemelerinde, haricen basura ve kokulu ayak terlemelerine karşı kullanılır.

SİNAMEKİ=Kalın barsak üzerinde etkili olan, kuvvetli bir müshildir.

ŞAHTERE=İdrar artırıcı, yatıştırıcı, zayıflatıcı ve tansiyon düşürücüdür.

ŞEYTAN TERSİ=Sinir sistemi yatıştırıcısı, hazmı kolaylaştırıcı ve gaz söktürücüdür.

ÜZERLİK TOHUMU=Kurt düşürücü, adet söktürücü, uyuşturucu, terletici ve yatıştırıcıdır.

ZAHTER=Şeker hastalığına karşı kullanılır.

ZENCEFİL=Yatıştırıcı ve gaz söktürücüdür.

ZERDEÇAL=Midevi, gaz söktürücü ve safra artırıcıdır.

ZULUMBA=İştah açıcı, uyarıcı, idrar artırıcı, balgam ve gaz söktürücüdür.

ACI ELMA YAĞI=Gaz söktürücü, midevi, ter kesici, idrar artırıcıdır. Haricen yara iyi edici ve antiseptik olarak kullanılır.

ANASON YAĞI=Sinir sistemi uyarıcısıdır.

BADEM YAĞI=Dahilen müshil, haricen yumuşatı-cı ve yara iyi edici olarak kullanılır.

BİBERİYE YAĞI=Haricen romatizma ağrılarını dindirici olarak kullanılır.

CEVİZ YAĞI=Müshil ve safra artırıcı olarak kullanılır.

ÇAM TERE- BENTİN YAĞI=Neft yağı olarak da tanınır. Hari-cen romatizma ağrılarını giderici ve saçları besleyici olarak kullanılır

ÇÖREKOTU YAĞI=Haricen saç dökülmesi ve kepeğe karşı kullanılır.

DEFNE YAĞI=Romatizma ağrılarını dindirici ve vücut parazitlerini öldürücüdür. Ayrıca, saç dökülmesini de önler.

HİNT YAĞI=İnce barsak üzerinde etkili olan ve tahriş yapmayan bir müshildir

KAKAO YAĞI=Basur memelerini, kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için haricen kullanılır.

KARANFİL YAĞI=Dişhekimliğinde antiseptik ve ağrı kesici olarak, dahilen ise gaz söktürücü olarak kullanılır.

KEKİK YAĞI=Dahilen safra artırıcı, kurt düşürücü ve ağrı dindirici, haricen ise antiseptik olarak kullanılır.

KETEN YAĞI0Bezir yağı olarak bilinir. Yara ve yanık tedavisinde kullanılır.

KARABAŞ YAĞI=Haricen ve dahilen antiseptik olarak kullanılır.

LİMON YAĞI=Uyarıcı ve koku verici olarak kullanılmaktadır.

MERSİN YAĞI=Dahilen bronşit, verem ve belsoğukluğu gibi hastalıkların tedavisinde ve şeker hastalığına karşı kullanılmaktadır.

NANE YAĞI=Hafif antiseptik, ferahlatıcı, koku verici ve mide bulantılarını giderici olarak kullanılır.

OKALİPTÜS YAĞI=Antiseptik olarak haricen kullanılır.

SIĞLA YAĞI=Haricen antiseptik, yara iyi edici ve anti paraziter olarak kullanılır.

SUSAM YAĞI=Dahilen müshil olarak etkilidir. Şe-ker hastalığına karşı da kullanılır.

TARÇIN YAĞI=İştah açıcı ve midevi olarak dahilen kullanılır.



                                   ÇAYLARIN FAYDALARI



Dünya Sağlık Örgütü´nün (WHO) şifalı bitkiler arasında ilk sırada yer verdiği kaktüs çayı Türkiye´ye de geldi. Daha çok çölde yetişen kaktüs, gövdesini içeren nopal, bitkisel besin takviyesi, vitamin ve mineraller bakımından oldukça zengin bir bitki... Kaktüs çayı sağlıklı yaşamı ilke edenler tarafından en çok tercih edilen bitkisel çaylar listesinde ilk sırada yer alıyor. Kaktüs çayının yapısında bol miktarda vitamin, mineral, doğal lif ve amino asitler bulunuyor. Sindirim sistemini düzenleyen kaktüs çayı, tokluk hissi yaratarak, iştahı kesiyor ve kilo kontrolünü sağlıyor, ayrıca kandaki şeker oranını da düzenliyor. Metabolizmanın işleyişini de düzenleyen kaktüs çayı, Türkiye´de ilk kez gurme kahve markası Robert´s Coffee´lerde bulunuyor Yeşil Çayın İnanılmaz Faydaları 4000 yıldan uzun bir süredir yeşil çayın sağlığa faydalarının farkında olan Çinliler, bu mucizevi içeceği başağrılarından depresyona her türlü derde deva olarak kullanıyorlar. Yeşil çay ve bizim içtiğimiz siyah çay aslında aynı bitkinin yaprakları. Aralarındaki tek fark, yeşil çayın az işlem görmüş olması. Yeşil çaydaki kafein oranı da siyah çaya oranla daha az, ancak fazla işlem görmediği için yeşil çayın vücuda faydaları çok daha fazla. Kirpikleri bile uzattığı iddia ediliyor. Yeşil çayın deva olduğu düşünülen dertlerden bazıları: Kanser (Meme, pankreas, akciğer, mide, bağırsak, yumurtalık, kan, karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki sağlıyor. Vücuttaki kanserli hücreleri öldürüyor.) romatizma yüksek kolesterol kalp ve damar rahatsızlıkları enfeksiyon bağışıklık sistemi rahatsızlıkları yaşlanma Alzheimer, demans kemik erimesi (osteoporoz) diş çürümesi, ağız kokusu şişmanlık şeker (özellikle yeşil çay ve tarçın şekeri düşürüyor) stres, depresyon, yorgunluk İshal ve mide rahatsızlığına karşı etkili olduğu biliniyor. Ağız gargarası olarak kullanılırsa çürüklere ve plağa karşı koruyabiliyor. İnsanın enerji düzeyini arttırıp, depresyona ve sinir bozukluklarına karşı etkili olabiliyor. Hayvanlar (genelde fareler) üzerinde yapılan araştırmalarda yeşil çay bileşenlerinin ciltteki yaraların iyileşmesini hızlandırdığı, ayrıca ciltteki yağ dokularını azaltabildiği ortaya çıkmış. Yine hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda ağızdan verilen yeşil çay bileşenlerinin vücuttaki kanserli hücreleri yok ederken, sağlıklı hücrelere bir zarar vermediği görülmüş. Yeşil çayın metabolizmayı hızlandırdığı için iştahı azalttığını gösteren çalışmalar mevcut. Yeşil çay ve bunama Japonya’da yapılan bir araştırmada, yeşil çayda bulunan güçlü ve seçkin antioksidanların Alzheimar hastalığına ve bunamaya karşı bir çare olabileceğini gösterdi. Japonya’daki bir tıp fakültesince gerçekleştirilen ve sonuçları demans (bunama) ile ilgili uluslararası konferanslarda tartışılan çalışmada yaşam boyu yeşil çay içmiş 80 yaşın üzerinde 485 kişinin zihinsel kapasiteleri iki yıl süreyle gözlenmiş. Deneklerden, günde 10 bardak yeşil çay içenlerin yüzde 96’sı hiç bir şekilde zihinsel bir gerileme göstermezken, günde 3 bardaktan az içenlerin yüzde 12’sinin zihinsel kapasiteleri araştırma boyunca belli bir düşüş göstermiş. Japonya´da yapılan araştırmalar sonrasında, bol bol yeşil çay içen kadınların kirpiklerinin ve saçlarının uzadığı belirlendi. Araştırmayı yapan uzmanlar yeşil çayın, saç ve kirpik köklerini güçlendirdiğini kaydetti.

SİNAMEKİ YAPRAK ÇAYI=
Yetiştiği Yerler : tropikal ve subtropikal bölgelerde yetişmektedir. Kullanım Bilgileri : müshil etkisi bulunduğundan kısa süreli olarak gecici kabızlık rahatsızlıgına iyi gelir . Kullanım Tavsiyeleri : demlenerek kullanılmaktadır.bagırsak hastalıklarında nedeni bilinmeyen karın agrılarında kullanılmamalıdır.12 yasın altındaki cocuklara tavsşye edilmez.

REZENE CAYI=
Yetiştiği Yerler : doğal olarak Akdeniz bölgesinde yetişir.ayrıca Balkanlar, Macaristan, İtalya , Fransa, Almanya, Mısır, Hindistan ve Çinde kültğrğ yapılan bir bitkidir.Ülkemizde Kuzey Anadolu bölgesinde yabani olarak yetiştirilir. Kullanım Bilgileri : rezene Antikçağda halk tarafından yılan sokmalarına karsı kullanılmıstır. Günümüzde hala geleneksel Arap ilaçlarında hazımsızlığı azaltıcı olarak kullanılmaktadır.meyveleri hazımsızlık ve mide bagırsak sistemine karsı huzursuzluk durumlarında etkilidir. Ayrıca sindirimi kolaylaştırır hem de reflü yakınmalarına iyi gelir.tansiyon düşürücü ve idrar söktürücü de etkisi vardır.ağızdaki kötü tadı ve yok edici etkisi de vardır.çocuklarda iştah acıcı özelliği de bulunur.

PAPATYA ÇAYI=
Yetiştiği Yerler : Ülkemizde cok fazla bulunur hemen hemen her yerde görebilirsiniz. Dünyada ise Güneydoğu Avrupa , Kuzeybatı Asya, Kuzey ve Doğu Afrikada yetişir. Yetiştiği alanlar Kuzey Asya ve Hindistana kadar uzanmaktadır. Kullanım Bilgileri : Eski Mısır , Yunan ve Roma ilaçlarında bu bitkide yer almaktadır.Bilimsel araştırmalar bunu ortaya koymustur.Bir zaman Amerikanın secilmiş doktorlarının recetelerinde özelliklede cocuk hastalıklarında bu bitkiyi kullandıkları gözlenmiştir . rahatlatıcı etkisinin bulundugu belirtilmektedir. Bu cayla gargara yapılması boğaz agrısına da iyi gelmektedir.cok az da olsa agrı kesici özelliği vardır bu cayın.

ADAÇAYI YAPRAĞI=

Yetiştiği Yerler : Ülkemizde yaklaşık 90 tane adaçayı türü bulunmaktadır. Batı ve Güneybatı Anadoluda yetişmektedir. Dünyada Adriyetik denizi çevresinde doğal olarak bulunan bitkinin günümüzde Arnavutluk, Türkiye, İtalya, Fransa, İngiltere ve Amerikada kültürü yapılmaktadır. Eski Mısırlılar bu bitkiyi doğurganlık, bereket, verimlilik, amacıyla kullanmaktaydılar. Adaçayı yaprakları Anadoluda da çok eskiden beri kullanılmaktadır. Kullanım Bilgileri : adaçayı kuvvet verici uyarıcı etkisiyle tercih edilmektedir. Bunun yanısıra bitkinin bakteri ,mantar ve virüslerin oluşumuna karşı da tedavi edici özelliği bulunmaktadır. Antiseptik etkisi de vardır. Kullanım Tavsiyeleri : demlenerek hazırlanmaktadır. Adaçayını iki dakikadan fazla kaynatırsanız çok yararlı olan bu çay toksik , zararlı bir maddeye dönüşür. Adaçayı preparatlarının hamilelik boyunca kullanılmaması tavsiye edilir.

IHLAMUR ÇİÇEĞİ =

Yetiştiği yerler : Kuzey yarımkürede ılıman bölgelerde doğal olarak yetişmektedir.Afrika ve Kuzey Amerikada kültürü yapılmaktadır. Ihlamur ağacı ülkemizde genellikle Kuzey Anadolu dağlarında bol bulunur.bu ağaçlar cok fazla uzayabilirler. Kullanım Bilgileri : geleneksel olarak ıhlamur çiçeklerinin rahatlatıcı etkisi vardır. Cay olarak gerginlik durumlarından kaynaklanan mide bagırsak sistemi huzursuzluklarında kullanılmaktadır. Öksürük kesici ve balgam sökücü özelliği de vardır. Aynı zamanda idrarıda arttırır. Kullanım Tavsiyeleri : kilo problemi olan hastalarda aç karnına verildiğinde iştah kesici etkisi olur.Çiçeklerinden yapılan cay daha lezletlidir.

YEŞİL ÇAY =


Yaprakları

umunu engeller.

·         Yüksek oranda C vitamini içerir.Bütün çaylar(yeşil ve siyah çaylar) bu bitkidenelde edilir.4000 yıldır Çin´de tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Başağrısı, vücut ağrıları, hazımsızlık, depresyon, immun sistem destekleyicisi, toksinleri uzaklaştırıcı, enerji verici ve yaşam uzatıcı olarak kullanılmaktadır.

·         Modern tıpda şu özellikleri gözlemlenmiştir:

·         En önemli özelliği kanser riskini azaltmasıdır.İçerdiği polifenollerin kanser riskini azalttığı ileri sürülmektedir.

·         İmmun sistem hücrelerini uyarır.

·         Total kolesterol seviyesini azaltır; HDL ve LDL dengesini düzenler.

·         Kan basıncını azaltıcı özelliği ile hipertansiyonda etkilidir.

·         Pıhtılaşmayı engelleyici özelliği vardır.

·         Antibakteriyel özelliktedir; bakterilerce oluşturulan diş plaklarının oluş

Kullanılışı:Yurt dışında Yeşil Çay Extractları mevcuttur

Rezene,Raziyane,Sincibil,Boklukotu,Mayana,Arapsaçı

Kullanılan Kısmı: Kökü,meyveleri,tohumları

Özellikleri:Balgam söktürücü, diüretik(idrar söktürücü), süt gelişini arttırıcı, hazmettirici, gaz söktürücü, yatıştırıcıdır. Ayrıca ağrı kesici, ateş düşürücü ve antimikrobial etkileri de rapor edilmiştir.Östrojen benzeri etkileri saptanmıştır.

Kullanım Alanları: Bronşit, öksürük nöbetleri,mide-barsak gazlarında, çocuklardaki kolik tarzı gaz sancılarında,irritabl kolon sendromunda kullanılır.Özellikle tohumlarının süt gelişini arttırıcı etkisi çok kuvvetlidir.

Kullanım Şekli:Çay şeklinde kullanımı yaygındır( 250 ml.kaynamış suya 2-3 gr ezilmiş tohumu konulup 10-15 dk. bekletildikten sonra günde 3 kez içilir. Yemeklere ve salatalara lezzet vermek için kullanılır.Bazı sert içkilerin içine konulup bekletildiğinde hoş bir koku verir.

Bilinen bir yan etkisi bildirilmemekle birlikte hamilelikte kullanımı önerilmez.



                                                     ÖNEMLİ BİTKİLER

ZENCEFİL

tropikal iklim karakterindeki coğrafi alanlarda yaşayan ve yetişen yumru köklü sarımtırak bir bitkidir. Düğümler şeklinde yetişen kökleri genelde toprağın 15-25 cm altındadır.
Ülkemizde hobi tarzında yetiştirme denemeleri yapılıyor olsa da aslında ülkemiz ilimine dayanabilecek bir bitki değildir zencefil.
Zencefil özellikle asya, çin, hindistan ve arabistanda çokca tüketilen ve her çeşit "bitkisel" şifa uygulamalarında kullanılan bir bitki çeşididir. Özellikle çin ve hindistan dolaylarında zencefil 2000 yıldır bilinir ve çok aktif olarak kullanılır. Örneğin çinde "zencefil bitkisi"; hazımsızlıklarda ve çeşitli mide hastalıklarında, diare(su kaybı ishal)´de ve mide bulantılarının tedavilerinde kullanılırken, Hindistanda Zencefil bitkisi; genellikle eklem iltihaplanmalarında, colic tedavilerinde(bu bağırsaklarda meydana gelen gaz spazmlarıdır ve oldukca ağrılıdır özellikle çocuklarda sık görülür) ve hayati göstergelerin düzeltilmesinde kullanılır. Aslına bakarsanız zencefil bitkisi bütün bir dünyada aranılan ve sevilen bir çeşit baharattır. Bu bitkinin bu haklı şöhreti özellikle soğuk algınlıklarana birebir olmasından kaynaklanmaktadır. Zencefil bitkisinin soğuk algınlıklarına çok iyi geldiği bütün bir dünyada bilinen bir gerçektir.
Son Olarak; zencefil asya da en azından 4,400 yıldır kullanılan iyi bir baharat ve iyi bir destekleyici şifahi bitki türüdür. Tropikal iklimlerin bereketli topraklarından bütün bir dünyaya armağandır zencefil.

Yapısal Özellikleri -Şekli Özellikleri-
Zencefil yumru şeklinde bir birine geçmiş yuvarlaklar gibi görünen bir köke sahiptir. Bu kök yerin 15-25 cm altında bulunur. Kökün üzerindeki "birbiri içine geçmiş hissi veren açık veya koyu" halkalar su yüzeyinde yayılan dalgalar gibi yayılım gösterir. Bu bitkinin gövdesi biribirinin içine geçmiş yivli bir yapıya sahiptir. Kısımların kenarından yapraklar çıkar ve bu yapraklar yeşildir. yapraklar henüz küçükken gövdeyi saran vir ok ucu gibidir. büyüdükçe gövdeden ayrılarak yaprak şeklini ve görümünü kazanır.
Bu bitki çiçekli bir bitkidir. Çiçekleri beyaz sarımtırak veya karışık yeşl de olabilir. Pembe olduğu da vakidir(adalarda ki çeşitleri).
Etken Maddeleri nelerdir?
Bu bitkinin etkili oluşunun en önemli nedelerinden birsi uçucu yağlarının olması ve yapısındaki fenol bileşikleridir(shogaols ve gingerols). Ayrıca içerdiği nişasta, kalsiyum, B ve C grubu vitaminleri de bu bitkiyi önemli yapmaktadır.
Kullanıldığı yerlerden bazıları.
  • İştah açıcıdır,
  • Antiseptik özelliği kanın temiz kalmasını sağlar,
  • Mideyi düzenler,
  • Mide bulantılarını giderir,
  • Mide ağrılarında ve hazımsızlıkta iyi bir seçimdir,
  • Bağırsaklarda biriken ve atılamayan gazların kolaylıkla atılmasını sağlar(colic),
  • Solunum yollarını açar,
  • kanın yapısını daha akışkan hale getirir(ki bu kalbin daha rahat çalışmaı demektir)
  • Vücutta sıcaklık ve terleme meydana getirir.
  • Zencefil gerçekten iyi bir anti oksidandır(oksitleri temizler dışarıya atılmasına yardımcı olur)
  • Kalp ritminin düzene girmesini sağlar,
  • özellikle romatizmal rahatsızlıklarda bin yıllardır kullanılmaktadır.
  • Baş ağrılarını gideici özelliği vardır,
  • Uykuyu rahatlatır,
  • Kandaki kollesterolu diğer bir çok bitkiye nazaran daha fazla oranda düşürür,
    Bu ve buna benzer daha bir çok faydaları vardır zencefilin.

Örnek Olaylarla Kullanım Alanları

1- Yolculuk sırasında bir çoğumuzu taşıtlar tutar ve aslında çok da hoş geçebilecek bir yolculuk bizim için tam bir kabusa dönüşür. İş te bunu zencefil sayesinde engelleyebiliriz. Şöyleki, Yolculuğa çıkmadan 30 dakika önce ağza alınan 1 gr. zencefil araç tutmasını engeller.

2- Ameliyattan kalkan hastalara verilen ilaçlar narkoz etkisini hafifletir fakat bu ilaçların yan etkileri mevcuttur. Oysa zencefil bu ilaçlardan daha etkili bir bulantı bastırıcıdır. Ameliyat sonrası ayılmalarda 0,5gr. - 2gr. arası zencefil+100 ml. sıcak su ile ile hazırlanan infüzyon oldukca faydalı sonuçlar verir.
3. Hamilelikte alınan günlük 1 gr toz zencefil hamileliğin mide üzerindeki etkilerini büyük oranda iyileştirir ve hatta yok edebilir de.
4. Zencefilin soğuk algınlıklarında kullanıldığını daha önce söylemiştik. Bir fincan çay içerisine bir miktar bal karıştırılıp ardından bu karışımımız içerisine iki dilim taze zencefil kor ve az bir miktar beklendikten sonra bu karışımı içesek soğuk algınlığımız kısa sürede atlatılır.
5. Yemeklerde ve tatlılarda kullanılan zencefil zamanla romatizmal hastalıklara çok iyi gelmektedir. Zencefil bitkisine son yıllardaki talep patlamasının sebeplerinden birisi de bu antiromatizmal özeliklerindendir.(Not: Sitemizde en çok "zencefil" bitkisi merak edilerek okunuyor.)

Kanser ve Zencefil

Zencefil bitkisi son zamanlarda kanserle savaşta "destekleyici tedavi olarak" kullanılmaktadır. Dünyada azımsanmayacak sayıdaki bilim adamı zencefilin "kanserle ve buna benzer tehlikeli hastalıklarla" savaşta "destekleyici tedavi olarak" kullanılabileceğini kabul etmektedir.

Zencefilin Vücuda Alınma Yöntemleri

1- Zencefil çaylarla birlikte alınabilir özellikle yaş zencefil dilimlenerek fincan içerisine konmuş çayda bekletilir.
2- Toz halindeki zencefil bal ile özenerek alınabilir.
3- Ayrıca çay, bal, zencefil karışımı da oldukca etkili bir tiryaktır.
4- Bunlardan farklı olarak zencefil "toz olarak" 1 gramlık dozlarla doğrudan alınabilir(özellikle hamilelerde)
5- Zencefilin diğer bir alınma yöntemi de zencefilli yemek, pasta ve tatlılarla olmaktadır.
NOT: Zencefilin yaş ve taze olarak alınması tavsiye edilen bir yöntemdir.

Dozaj ve Yaşlara Göre Kullanım Miktarı Ne olmalıdır?

                              !!!Önemli NOT!!!!

Zencefil her nekadar mucizevi bir bitki de olsa 2 yaşın altındaki çocuklarda kesinlikle kullanılmamalıdır. Buna çok dikkat edilmelidir.

a-Pediatrik Olarak(2 yaşın üstündeki çocuklarda)

Zencefil 2 yaşın üzerindeki çocuklarda bulantılara karşı, colic ve bağırsak ağrılarına karşı kas ve baş ağrılarında karşı kullanılabilir. 20-25 kg a kadar olan çocuklar bir yetişkine verilecek dozun 3 de 1 i kadar bir doz almalıdırlar. 70 kg ağırlığındaki bir birey yetişkin olarak kabul edilmektedir.

b- Yetişkinler

!!!!Önemli Not!!!!

Her ne kadar yetişkin olsanız da günlük 4 gramdan fazla zencefil almayınız. Bu doz normaldir günlük 4 gramın üzerindeki dozlar yaygın göğüs yanması şikayeti doğurur.(Yiyecekler genellikle %0.5 kadar zencefil içerir)
1- Bulantılar ve gaz şikayetlerinde= günlük "yiyeceklerle birlikte olmak koşuluyla" 2-4 gr arasında zencefil alınmalıdır. Eğer toz halinde alınacaksa 0.25-1 gr arasında toz 1.5-3.0 mL suyla (bu 30-90 damla demektir) karıştırılır.
2- Soğuk algınlığında, baş ağrılarında, veya grip gibi hastalıklarda= 2-3 dilim yaş zencefil veya 0.5 gr toz zencefil çay ve bal karışımına atılarak sıcak alınır. Bu seans günde 2-3 kere tekrarlanır.
3- Adet sancılarının giderilmesinde= günlük 1 gr toz zencefil alınabilir bu tos zencefil 20-30 damla suyla extrakt haline getirilir ve 3-4 defada tüketilir. İstenirse bal veya tatlı ile karıştırılabilir.

Toplu Uyarılar

    • Zencefili asla 2 (iki) yaşından küçük çocuğa vermeyiniz.
    • Günlük 4 gr dan fazla zencefil kullanmayınız.
    • Hazırladığınız zencefili 1 defada değilde günün değişik saatlerinde 2-3 defada tüketiniz.
    • Bir yetişkin ağırlığının 70 kg olduğunu unutmayınız.
    • Çocuklarda yetişkin ağırlığına göre dozu düşürerek veriniz. Örneğin 20 kg bir çocuk için hesap şöyle olmalıdır 70/20=3 bu durumda yetişkine hazırlanan doz 3 e bölünür ve kullanılır.

 

ÇÖREK OTU


Bin Derde Deva ÇÖREK OTU (Hadislerde övülmüş Bitki)

Genel Olarak
Peygamber(S.A.V) tarafından övülmüş olan çörekotu bitkisi dünyanın değişik yerlerinde değişik isimlerle bilinir ve destekleyici tedavide de bolca kullanılır. Açık mâvi renkli çiçekler açan ve 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir çörek otu. Yol kenarları ve özellikle ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki parçalı ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.

Tarihi Olarak
Çörek Otu asırlar boyunca, bitkisi ve yağı ile birlikte, Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da, günümüzde ise Amerika ve Avrupa’da milyonlarca insan tarafından “sağlıklarını desteklemek için” kullanılmaktadır. Aromatik bir baharat türü ve siyah rengi hariç susam tohumuna benzer olan çörekotu, geleneksel olarak çeşitli durumlar ve tedaviler için mükemmel bir ilaç olarak da kullanılmıştır.,

İslam alimleri de peygamberlerinin övmüş olduğu bu bitkiye bigane kalamamış ve hakkında bolca eser yayınlamışlardır. El-biruni ve ibn-i Sina bunlardan bazılarıdır.

Günümüzde ise özellikle Amerika ve Avrupa’nın elit bilim merkezlerinde çörek otu hakkında araştırmalar yapılmakta ve her geçen gün yıldızı parlayan bu şifalı bitki hakkında kesin kanıtlar elde edilmektedir.


Çörek Otunun Etken Maddeleri


Takriben %21 protein, %38 karbonhidratlar ve %35 bitkisel yağlardan oluşmaktadır. İçeriğindeki aktif maddeler, nigellon, thymoquinon ve uçmayan yağlardır. Diğer maddeler ise, linoelik asit(Omega-6, Omega-3), oleic asit, palmitik asit, kalsiyum, sodium, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum, selenium, fosfor, vitamin A, vitamin B, vitamin B2, niasin ve vitamin C dir.

Yukarıdaki maddelerden özellikle nigellon ve thymoquinon etken maddeleri çörek otunun destekleyici özelliğiyle doğrudan alakalıdır.


Hangi Hastalıklarda Kullanılır?


1- İlk olarak çörek otu bir hastalık durumunda kullanılabileceği gibi günlük veya gün aşırı olarak öylesine de tüketilebilir. Aşırı alınmadığı taktirde herhangi bir yan etkisi ve zararı bildirilmemiştir.(not: Alerjinizin olmadığını var sayıyoruz.)

2- Çörek otu Bağışıklık sistemini güçlendirir.

3- Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini artırır.

4- Kanserden AİDS e kadar bir çok hastalıkta kullanılabilir.

5- İltihaplı vakalarda iltihap engelleyici olarak kullanılabilir.

6- Nefes darlığı ve solunum yolları hastalıklarında iyi bir yardımcı etken olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

7- Çörek Otu özünün(yağından bahsediliyor) meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı görülmüştür

8- Bayanlarda sıkça görülen rahim ve vajinal iltihaplara iyi geldiği bilinmektedir. (Bunu, iltihabı ve akıntıyı meydana getiren mantar hücrelerini yutan vücut savunma hücrelerini destekleyerek başarmaktadır.)

9- Çörek Otu Karaciğeri Tahripten Korur

10- Ayrıca bu mucizevi bitki canlılarda biriken zararlı toksik zehirleri de baskılar ve onların vücuttaki zararlı etkilerini en aza indirir. Özellikle hava kirliliği yaşanan illerimizde ki insanlarımızın bu mucizevi bitkiden her gün almaları gerçekten faydalarınadır.

11- Kolon kanserini engeller.

12- Şeker hastalığına Karşı sonderece fatdalıdır.

13- Yüzyılımızın hastalıklarından birisi de alerjidir. Özellikle gelişmiş ülkelerin insanları “nedeni anlaşılamayan bir şekilde” hemen hemen her maddeye karşı alerji geliştirebilmektedir. Çörek otunun alerjik reaksiyonlarda vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Ünv. Tarfından kanıtlanmıştır.

14- Egzama gibi rahatsızlıklarda çörek otu iyi bir iyileştiricidir.

15- Romatizmal hastalıklar.

16- Mide rahatsızlıkları ve reflü.

17- Böbrek hastalıkları.

18- Alkolün zararlı etkilerinin en aza indirilmesi.

19- Kalp damar hastalıkları.

20- Anti oksidan oluşu.

21- Kolesterolün düşürülmesi.

22- Hiper Tansiyon(yüksek tansiyon) vakalarında.

23- Uyarıcı etkilerinden dolayı; hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi etkiler.


En genel Olarak Çörek Otunun Faydaları Şu Şekilde Sıralanabilir;

• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
• Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
• Kan şekerini düzenler.
• Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
• Damar hastalıklarını önler.
• Cinsel gücü arttırır.
• Hazmı kolaylaştırır.
• Vücuttaki toksinleri süzerek atar.
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
• Alerjileri önler.
• Savunma sistemini dengeler.
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.


Hastalıklara Göre Çörek otunun Kullanım Şekilleri;

Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.
Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)
Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.
Şeker Hastalığı (Hindistan)
Bir fincan bütün Çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, Hergün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı Çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır.
İshal (Hindistan ve Orta Doğu)
Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.
Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.
Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)
Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.
Saçın Kırlaşması(Genel)
Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.
Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)
Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu ile kafa derisinin içine masaj yapın. Kahve veya çaya bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak için.
Saman Nezlesi (Orta Doğu)
Bir yemek kaşığı Çörek otunu bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.
Baş ağrısı (Genel)
Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.
Sağlıklı Cilt (Hindistan)
Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
Yüksek Tansiyon (Hindistan)
Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.
Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)
Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir çorba kaşığı Çörek otuna her sabah 10 gün boyunca devam edilir.
Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)
100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.
Kas Ağrıları (Genel)
Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.
Sinirsel Tansiyon Stresi (Hindistan) Bir fincan çay veya kahve ile bir çay kaşığı Çörek otu günde 3 kez alınmaya devam edilir.
İktidarsızlık (Genel)
200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu,
100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.
Uyku Bozukluğu (Genel)
Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.
Diş ağrısı ve Diş eti iltihabı (Genel)
Önce sirke ile birlikte Çörek otu tohumları pişirilir. Çörek otu yağı ilave edilir. Diş ağrısı ve diş eti iltihabını gidermek için bu karışımla ağızda gargara yapılır.
Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)
Ateş üzerinde Çörek otu tohumları kavrulur. Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır ve merhem haline getirilir. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.

Çörek otu Tohumu mu? Çörek otu yağı mı?

  1. Tezde Çörek otu tohumunun lifli yapısının sindirilemediği bu durumun çörek otunun etkinliğini azatlığı savunulmaktadır. Bu durumda çörek otu yağının daha faydalı olduğu söylenir.
  2. tezde ise çörek otu tohumundaki lifli yapının tohumda bulunan etken maddeleri vücuda yavaş yavaş ama etkili bir biçimde verdiği ve aşırı dozları engellediği söylenir.

Bu iki tezin de bilimsel verilerle kanıtlandığı söylenemez. Kimin haklı olduğunu ancak uzun yıllar deneme yanılma yöntemi bize gösterecek.

 

Ticari şekilleri ve Temininde Dikkat Edilecek Hususlar


Değerli ziyaretçilerimiz gerek sitemizdeki sponsor bağlantılardan gerekse internetten arayarak çörek otu tohumu ve çörekotu yağının ticari takdimlerine ulaşabilirsiniz. Ancak, dikkat etmeniz gereken en önemli şey Çörek otu yağının nasıl elde edildiğidir.

Çörek otu yağı 2 türlü elde edilmektedir. 1. si soğuk pres yoluyla. 2. si sıcak pres yoluyla. Sıcak pres yolunda daha fazla çörek otu yağı elde edilir ve bu soğuk presten daha hızlı ve daha az masraflıdır. Fakat sıcak pres sırasında çörek otu yağı ısıya dayanamaz ve özelliklerini yitirir. Bundan dolayı biz sıcak pres yöntemiyle elde edilmiş çörek otu yağını tavsiye etmiyoruz. Bir ürünü alırken özellikle sorun ve soruşturun tercihiniz soğuk pres yoluyla elde edilmiş çörek otu yağı olmalıdır.

 

BROKOLİN

 

 

BROKOLİNİN FAYDALARI


Genel Olarak.

Brassica oleracea türünün italica alt varyasyonundan olan Brokoli, son yıllarda hakkında yapılan bilimsel araştırmalarla yıldızı parlayan bir bitkidir. Akdeniz ikliminin hakim olduğu ülkelerde bolca yetiştirilen brokoli bütün dünyada ve ülkemizde yıldızı parlayan “şifalı bitkiler“ olgusundan nasibini almış ve tüketimi ciddi oranda artmıştır. Ülkemizde önceleri lüks tüketim reyonlarında yer bulabilen bu yararlı bitki günümüzde semt pazarlarında dahi bulunup alınabilir duruma gelmiştir.

Şekil olarak karnabahara benzeyen brokoli yeşil rengiyle beyaz olan karnabahardan ayrılır. Yılda 3-4 kere hasat edilebilen bu sebze tarım bakanlığı verilerine göre ülkemizde en az üretilen sebzelerden birisidir.

Yapısında Bulunan Etken Maddeler


Glukozinolatlar, indoller, sülforafenler, beta karoten, c vitamini, Selenyum, ditiyoltiyonlar, Quersetin, Lutein ve E vitamini brokolinin etken maddelerinden önemlileridir. Ayrıca her sebze ve meyvede önemli sağlık faktörlerinden olan lifli yapı da bu sebzeyi önemli bir yere oturtmaktadır.


Yararlı Olduğu Hastalıklar ve Kullanım Alanları.


Brokoli; yapısında bulunan Glukozinolatlar sayesinde karaciğer kanserinin engelleyicisidir. Bu maddenin bir çok kanser türünün yanında karaciğer kanserini küçümsenemeyecek oranlarda engellediği klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Bu mükemmel bitkinin yapısında bulunan İndoller ise; bir tür bitkisel hormonlardır ki bu hormanlar insan vücudunda düzenleyici bir etkiye sahiptir. Yine bu hormonlar tümör oluşumunu engellemekte çok iyidirler.

Kadınlara has olan bir çeşit östrojen hormonu meme kanserinin oluşumunu artırmaktadır brokolinin yapısında bulunan indoller bu tür östrojen hormonu üzerinde baskılayıcı etkiye sahip olduğundan, meme kanseri riskini düşürmektedir(NOT: Bu bilgi şu anda araştırma aşamasındadır. Destekleyen veriler olmasına rağmen kesinliği kanıtlanamamıştır).

Bu mucizevi bitkinin etken maddelerinden birisi de Sülforafendir. Bu kimyasal bağışıklık sistemini kuvvetlendirmektedir. Aslında bu madde ABD ve bir çok Avrupa ülkesinde ticari bir ürün olarak satılmaktadır. Bu madde çimlenmiş brokoli tohumlarında 50 kat daha fazladır. Yine brokolinin özelliği olan kanserle savaşta bu madde gerçekten iyi sonuçlar vermektedir.

C Vitamini bilinen etkilere sahiptir; Bağışıklık sistemini güçlendirmek, oksidasyonu engellemek, demir emilimini hızlandırmak, bağ dokuyu kuvvetlendirmek ve çeşitli hastalıkların iyileştirilmesine destek görevi vermek c vitamininin bu bilinen etkilerindendir.

Bağışıklık sisteminin güçlü tutulmasında, üreme fonksiyonun güçlendirilmesi ve düzenlenmesinde, doğurganlık ve emzirme üzerine olumlu etkilerde, göz sağlığının düzenlenmesinde ve kemik oluşumunun hızlandırılmasında brokolide bulunan Beta karoten önemli fonksiyonlar icra eder.

Bu bitkinin yapısında bulunan selenyum; çok güçlü bir anti oksidandır. Bu madde kan hücrelerinin korunmasında, hücre duvarının güçlendirilmesinde ve bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde görev yapar.

Ditiyoltiyonlar: Karnabaharımsı bitkilerde bulunan ve kanserin oluşumunun engellenmesinde rol aldığı düşünülen maddelerden birisidir.Quersetin: Antioksidan özellikli bir maddedir. Kansere yol açan çeşitli maddeleri engelleyici bir özelliği vardır. İnsan vücudundaki bazı tümörlerde apopitozis denilen programlanmış hücre ölümünü uyardığı gösterilmiştir.(kanser aslında hücrelerin planmayan ve dereksiz yere üreyerek çoğalmasıdır. Bu hastalığın tedavilerinden birisi de hücrelerin planlı bir şekilde öldürülmasidir. Bu öldürma işlemi radyo terapi veya kemo terapi yardımıyla yapılmaktadır.)

Lutein: Beta karotene benzer bir maddedir. Yeşil yapraklı bitkilerde bulunur ve antioksidan tesir gösterir. Özellikle mavi, yeşil ve ela gözlü insanlarda gözü güneşin zararlı tesirlerinden korur.

E vitamini: Güçlü bir antioksidandır. Kolesterolün zararlı tesirlerinden kalbi korur. Doğal olarak kanı sulandırıcı tesirleri vardır.( Kan aşırı sulanmadığı taktirde akıcılığı nedeniyle kalbi rahatlatır.)Brokolinin özel selülozik yapısı: Brokolinin kendine özgü bir lif yapısı vardır. Bu yapı bağırsaklardaki zehirli maddeleri ve ağır metalleri uzaklaştırarak koruyucu tesir gösterir. Ayrıca bu lifli yapı kalın bağırsak kanserini en gelleyici bir etkendir.( Aslında lifli yiyeceklerin tamamı kalın bağırsak kanserini engellemektedir. Bu konuda en iyilerden birisi kepekli ekmektir.)

 

Brokoli Hakkında Yapılan Araştırmalar.

 

Brokolinin insanlar üzerindeki kullanımı ile ilgili ilk önemli çalışmalardan birisi Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılmıştır. Bu çalışmada endoskopik incelemelerinde kalın bağırsak polibi (iyi huylu tümör) bulunan 459 hasta ve 507 sağlıklı kişi incelenmiştir. Hasta ve sağlıklıların bir kısmına brokoli verilirken bir kısmı hiçbir şekilde brokoli tüketmemiştir. Brokoli kullanan kişilerde kalın bağırsak kanseri gelişme oranı brokoli kullanmayanlara göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur.

ABD Tarım Bakanlığı Tarım Araştırmaları Servisi’nde yapılan bir araştırma ile brokolinin farelerde kalın bağırsak kanserinin oluşumuna karşı engelleyici bir tesir gösterdiğini bildirmişlerdir. Ayrıca meme kanseri oluşumunu engelleyebileceği konusunda ipuçları elde etmişlerdir. Bu tesirin brokolideki yüksek selenyum miktarına bağlı olabileceğini düşünerek yaptıkları başka bir çalışmada, tuz şeklinde alınan selenyum ile brokoli yapısındaki selenyumun tesirini karşılaştırmışlardır. Bu çalışma sonucunda da tuz şeklinde alınan selenyumun bağırsaklardan hızla emilip hızlı bir şekilde idrara geçtiğini; brokoli yapısındaki selenyumun ise çok az emilerek brokoli lifleri içerisinde kalarak kalın bağırsaklara kadar ilerlediğini gözlemişlerdir. Bu gözlemlerine dayanarak brokoli yapısındaki yüksek selenyum oranlarının kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu tesir gösterdiğini ileri sürmüşlerdir.
ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nde P. Talalay ve ekibi uzun yıllardan beri brokoli üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Bu ekip brokolinin kanser önleyici tesirinin brokolideki sulforafen denilen maddelere bağlı olduğunu düşünmektedir. Bu maddelerin çimlendirilmiş brokoli filizlerinde çok yüksek oranda bulunmaları nedeniyle çalışmalarında çoğunlukla bu filizlerden hazırladıkları tabletleri kullanmışlardır. Fareler üzerinde yaptıkları çalışmalarda brokolinin başta meme ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere çeşitli kanserlerin oluşumunu önleyici tesire sahip olduğunu göstermişlerdir. Brokolinin kimyevî yapısını detaylı bir şekilde incelemişler ve ayrıca sağlıklı gönüllüler üzerindeki tesirlerini de araştırmışlardır. Bu çalışmaları ile hastalar üzerinde yapılabilecek çalışmalara ışık tutacak bilgiler sağlamışlardır.
Danimarka’daki Roskilde Üniversitesi’nden O. Vang ve ekibi brokolinin fareler üzerindeki tesirlerini inceleyerek özellikle hangi maddenin tesirli olduğunu anlamaya yönelik araştırmalar yapmışlardır Brokolinin değişik hazırlanış ve kullanım şekillerinin farklı tesirler gösterdiğine dikkat çekmişlerdir.
Almanya, Belçika, İtalya ve İngiltere gibi ülkelerde de brokoli ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmakta ve sonuçları yayınlanmaktadır. Genel olarak brokolinin faydası üzerinde fikir birliği vardır. Ancak hangi kullanım şeklinin daha faydalı olacağı ve hangi mekanizmalarla vücutta tesir gösterdiğini açıklayabilmek için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

Genel Olarak Hangi Hastalıklara İyi Gelmektedir?


  1. Prostat kanserine iyi gelmektedir.
  2. Kanın yapısını düzenlemektedir.
  3. Kadınlarda meme kanserini engellemektedir.
  4. İyi huylu tümör oluşumunu baskılamaktadır.
  5. Yücut hormonlarını düzenlemektedir.
  6. Kolesterolün zararlı etkilerini azaltmaktadır.
  7. Yücutta iyi bir anti oksidandır.
  8. Kanser gelişimini baskılamaktadır.
  9. Bağırsakları düzenler bunu lifli yapısı sayesinde yapar.
  10. Kanı sulandırır kalp üzerinde rahatlatıcı etkisi vardır.
  11. Fertilite (üreme ve doğurganlık) üzerinde olumlu etkileri vardır.
  12. Hamilelik sonrasında emzirme ve süt oluşumunda destekleyici etkileri vardır.
  13. Kadınlarda oluşan demir eksikliğine bağlı kansızlığı azaltır. Bunu demir emilimini kuvvetlendirmesi sayesinde yapar.

Nasıl Tüketilmelidir?


Birinci yaklaşım Prof. Dr. İ. Adnan Saraçoğlu tarafından önerilen doğal kullanım şeklidir. Bu araştırmacı brokolinin basit bir yöntemle günlük olarak hazırlanan kullanım şeklini önermektedir. Hastalıklardan koruyucu ve tedavi edici tesirinin en üst düzeyde olması için brokolinin taze ve bütün olarak kullanılmasını önermektedir. Brokoliden elde edilecek maddelerin ilâç hâline getirilmesine ve bir ticarî meta hâline dönüştürülmesine karşı çıkmaktadır. Özellikle iyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabına karşı önerdiği kullanım şekli internetteki kişisel web sayfasından öğrenilebilir.

İkinci yaklaşım şekli ise özellikle Prof. Dr. P. Talalay tarafından önerilmekte olan aktif madde kullanımıdır. Bu kullanım şekli brokoli içerisindeki aktif maddelerin ayrıştırılmasına, bunların sentetik yollardan çok miktarda üretilmesini ve ilâç şekline getirilerek piyasaya sürülmesini öngörmektedir.
Bu iki kullanım şeklinin de avantajları ve dezavantajları zamanla daha da belirginleşecektir


Sonuç Olarak


Brokolinin bizi en çok ilgilendiren yönü iyi bir gıda olmasıdır. Tarım Bakanlığı ihtiyaç fazlası ürün veren fındık, tütün ve şeker pancarı alanlarında sınırlandırmaya gidilmesini ve bu ürünlere alternatif ürünlerin ekiminin yapılmasını tavsiye etmektedir. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi tütün alanlarında alternatif ürün olarak brokoli tarımı yapılması konusunda bir çalışma yapmıştır. Eşme İlçesi’nde gerçekleştirilen bu çalışma brokoli tarımının çok kârlı bir alternatif olduğunu göstermiştir. Öyle görülüyor ki yıllardır insanları zehirleyerek çeşitli hastalıklara yol açan tütün gibi zararlı bir bitkinin yetiştirilme alanları bu kez de insanlığın faydası için çok çeşitli özellikler gösteren brokoli ile tanışacaktır.

 


SARIMSAK

 

Genel Olarak

Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.), 25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır. Beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır.

Etken Maddesi

Sarımsağın etken maddesi Allin’dir alin alındıktan sonra enzimatik olaylarla Alicin olarak vücutta değiştirilir. Bu maddenin insan vücudunda oksitleyici etkisi vardır.

 

Bitkisel Tedavide kullanım alanları.

 

Sarımsak gerçekten saymakla bitmeyecek ve tamamı da bilinemeyecek kadar yararı olan bir bitkidir. Özellikle;

  • Kurt veya solucan düşürücü olarak,
  • Haricen yara iyi edici olarak,
  • Mantar hastalıklarını engelleyici ve tedavi edici olarak,
  • Saçkıran hastalığını tedavi edici olarak,
  • Tansiyon düşürücü olarak,
  • Antiseptik olarak,
  • Kolesterol düşürücü olarak,
  • Safra salgılarını artırıcı olarak,
  • Kurşun ve yılan zehirlenmelerinde etken olarak,
  • Sakinleştirici olarak,

Kullanılan sarımsak dan birden farklı yöntemle etken madde alınır.


Sarımsak dan etken madde elde edilmesi


1- Üsare(Tentür) Yöntemi: Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil alkol konur.

2- Emdirme Yöntemi: Bu yöntemde bütün halindeki sarımsaklar ortadan iki ye kesilerek bir ekmek kabuğu gibi emici bir besine sürülür ve içindeki etken maddenin bi emici besin tarafından alınması sağlanır.

3- Sarımsak ruhu Yöntemi: İncecik kıyılan sarımsaklar bir havana alınır ve üzerine bir miktar tuz eklenerek iyice dövülür. Daha sonra biraz dinlendirildikten sonra üzerine duruma göre bir miktar su eklenir. Tekrardan dinlendirilen karışım iyice karıştırılır ve süzülür. Sıvı kısım haricen(dış deriye sürülerek) veya Dahilen (ağızdan alınarak) kullanılabilir.

4- Lapa Yöntemi: Bu yöntemde İnce ince kıyılan sarımsaklar havana alınır ve güzelce dövülerek lapa haline getirilir. Daha sonra bu lapanın üzerine tuz veya alkol bazı durumlarda ise(Ayak Mantarı Enfeksiyonlarında) ikisi de birlikte katılarak karışım dinlendirilir


Sarımsağın Tedavilerde Uygulanması:


Kurt ve solucan Düşürücü:

Kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir.

Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak, 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir.

Yara İyileştirici:

Lapa yöntemiyle hazırlanan sarımsak yaranın üzerine sürülür bir miktar beklendikten sonra temizlenerek tahriş edici etkilerinden kurtulunur.

Saç Kıran Hastalığı:

Üsaresi yapılan sarımsak hazır olarak bekletilir. Saç kıranın olduğu yerler bir kibrit çöpü veya buna benzer bir şeyle iz yapmayacak şekilde hafifçe kazınarak tahriş edilir. Hemen ardından sarımsak tentürü bu bölgeye sürülür bir miktar bekledikten sönra bölge yıkanarak temizlenir.(beklemek: Yaklaşık 30-60 dk)


!!!!Önemli!!!!:


Bazı durumlarda saç dökülmesine de iyi geldiği bildirilmiştir. Kullanan ve gerçekten fayda sağladığını bildiren hastalar mevcuttur. Saç dökülmesinde sarımsak ruhu Yönteminin kullanılması daha iyi olacaktır.

Ayak Mantarı Hastalığı:

Bu hastalığın iyileştirilmesi ilgili linkte detaylı olarak anlatılmıştır

Tansiyon düşürücü olarak: 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır.


!!!!Dikkat!!!!

Yan Etkileri:

Sarımsağın özellikle çiğ olarak fazlaca tüketilmemesine dikkat edilmelidir. Bu şekildeki aşırı tüketim midede tahriş edici etkiye sebep olmaktadır. Özellikle tansiyon problemi olanlarda daha dikkatli olunmalıdır. Çünkü çiğ sarımsak tansiyon üzerinde düşürücü etkiye sahiptir. Bazı durumlar da çiğ sarımsak bir tür anemiye(kansızlık) neden olmaktadır.

Eğer kendinizi diğer günlerden daha yorgun, halsiz ve ağırlaşmış hissediyorsanız. Gözlerinizde kararmalar veya pul pul olmalar yaşıyorsanız. Hafif baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü mevcutsa sarımsaktan şüphelenebilirsiniz.

 

 

KETEN TOHUMU

 


Genel olarak

Keten 30 ila 100 cm boyuna ulaşabilen bir yıllık bir bitkidir. Aslında yabani keten in kültüre alınmasıyla tarımı mümkün olmuştur. Özellikle Akdeniz havzasında yetişir ve yayılım gösterir. Tepeye doğru dallanan yeşil bir gövdeye sahip olan keten ucu sivri olan uzun yapraklara sahiptir. Çiçekleri gök mavisi renginde ve oldukça gösterişlidir. Meyveleri yaz sonlarında olgunlaşır. Meyveler içerisinde 2 adet tohum barındıran sivri yapılı kahve renklidir.  Bu bitki özellikle ılıman karakterli iklimleri sevmektedir. Kireçli topraklarda yetişen keten bitkisi tohumları sayesinde üretilebilmektedir.

Keten tohumu neden değerlidir?

Keten tohumunun;

  • Kolesterolü düşürdüğü, felç ve kanser için iyi bir destek gıdası olduğu,
  • Sindirim sisteminde mide ve bağırsak iç duvarlarını temizlediği ve
  • Genelde kabızlığa iyi geldiği,
  • Özellikle de unutkanlık gibi rahatsızlıklara birebir olduğu bilinmektedir.

Yukarıdaki sayılanlardan farklı olarak keten tohumu;

  • Kan şekerini ayarlamada,
  • Bazı deri hastalıklarının iyileştirilmesinde
  • Bazı yaraların daha çabuk iyileşmesi için destekleyici gıda olarak
  • Kemik ve destek sistemin kuvvetlendirilmesinde
  • Bazı solunum yolu rahatsızlıklarında
  • Deri ve organların dış yüzeylerini örten dokuların yenilenmesine yardımcı olmasında uzun zamanlardan beri kullanılmaktadır.

 

Keten tohumunun kullanıldığı yerler nerelerdir?

 

1- Omega–3 içerir hem de yüksek oranda.

Öncelikle ketentohumu yüksek oranda Omega–3 içermektedir. Omega–3 bilindiği üzere daha esnek bir yağ asidi içerir buda hücre zarının daha akışkan olmasını sağlar. Akışkanlığı artan hücre zarında proteinler birbirleriyle daha iyi etkileşime girer. Aslında keten tohumunun hücre zarıyla ilgili rahatsızlıklara iyi gelmesinin esprisi yapısında bulunan Omega–3 yağda yatar. Yukarıda verilenlere dikkat edilirse deri ve iç organların üzerini örten zarlarla ilgili hastalıkların tamamına iyi gelmektedir keten tohumu.

Özellikle balık sevmeyenlerde ve dahası vejetaryenlerde eksikliği önemli olan Omega–3 lerin yerine konulması açısından keten tohumu çok değerlidir.

 

2. Zayıflatıcıdır.

Keten tohumu ve keten tohumu yağı iki önemli sebepten dolayı zayıflatıcı etkiye sahiptir. Bunlardan birincisi insana tokluk hissi veriri ve yeme dürtüsünü baskılar. İkincisi ise bağırsakların ve sindirim sisteminin daha düzenli ve iyi çalışmasını sağlar.

 3- B12 vitamini içermektedir

Yine dışarıdan alınması gereken önemli temel maddelerden birisi de B12 vitaminidir. Bu vitamin açısından oldukça değerli olan keten tohumu yine vejetaryenler için önemli bir besin olmaktadır.

 Keten tohumunu nasıl tüketmeliyiz?

Keten tohumunu; yağ şeklinde, taneler halinde veya infüzyon(demlenmiş) şekilde alabilirsiniz.

Öğütülmüş haldeki keten tohumu eğer bir kap içerisinde barındırılmaktaysa yaklaşık 1 ay kadar tazeliğini korumaktadır.

Yok, eğer tohum şeklinde keten tohumu aldıysanız bir bölümünü nemli pamuk arasına alınız ve çimlenmesini bekleyiniz. Eğer keten tohumları çimleniyorsa bilin ki almış olduğunuz keten tohumu tazedir ve rahatlıkla tüketilebilir. (uyarı: Çimlenen keten tohumlarını tüketmeyiniz. Onları atınız )

Diğer yandan yağ halinde tüketilecek olan ürün de güvenilir kanallardan alınmış olmalıdır.

 Tane halinde keten tohumu

Bu şekilde alınan keten tohumunun özellikle sindirim sistemini düzenlediği bilinmektedir. Ancak sert tohumlar dişlerle tam öğütülemez ve sindirimi az olur. Genelde 1–1,5 çorba kaşığı sıcak suyla ıslatılarak yoğurt vb yiyecek maddeleriyle karıştırılıp tüketilebilir.

 Yağ halinde

Eğer keten tohumu yağı alacaksanız; özellikle küçük şişelerde ve güvenilir yerlerden almalısınız. Aldığınız bu yağı Işık, ısı ve ağır kokulu ortamlardan korumalısınız.  Keten tohumu yağı günde 1–1,5 tatlı kaşığı alınabilir. Bazı besinlerle birlikte de alabilirsiniz bu sizin damak zevkinize kalmıştır.

 Öğütülmüş halde keten tohumu

Bu konuda dikkatli davranmalısınız. Çünkü almış olduğunuz tozun ne zaman öğütülmüş olduğunu bilemezsiniz. Eğer güvenilir bir yerden almıyorsanız size tavsiyem tohum olarak alın ve çimlendirme tekniğiyle tazeliğini kontrol edin.

 Sıvı halinde

Bu şekil keten tohumunun demlenmesi(infüzyon) ile elde edilmektedir. Günlük tüketilebilecek miktarlarda kaynamış suya ketentohumu katılarak yapılır. Fazla beklemeden tüketilmesine özen gösterilmelidir.

 Keten tohumu ekstratı kapsülleri(keten tohumu kapsülleri)

Keten tohumunun etken maddelerinin çıkartılmasıyla oluşturulan ticari kapsüllerdir bunlar şifalı bitkiler satan yerlerde ve eczanelerde bulunabilir.

 

Uyarılar!

  • Keten tohumunu küçük yaşındaki çocuklara vermeyiniz. Eğer kullanmak istiyorsanız miktarını az tutunuz.
  • Keten tohumunu emziren ve hamile olan bayanlar kullanmamalıdır. Bu konuda yeterli bilgi mevcut değildir.
  • Keten tohumunun çokça kullanılması bayanlarda selülite neden olmaktadır. Kullanımı abartmayınız.

En önemlisi: Bu bitkiler mucizelere neden olmazlar destekleyicidirler asla ilaç yerine geçemezler. Hastalık hallerinde mutlaka doktorunuza başvurunuz

 

ISIRGAN OTU


Isırgan otu(Urtica) çok yıllık otsu bir bitkildir. Boyları türüne göre 10-
150 cm arasında olabilen bu bitki halk dilinde; ağdalak, cımcar, cıncar, cılagan, cızgan, cincar, çinçar (Şavşat-Artvin), dadırkalak, dala diken, dalagan, dalayan diken, dalgan, dalıgan, erinç, gezgez, geznik (Doğu Anadolu), gıcıkdan otu, gidişgen, gidişken otu, ısırgı, dancak otu, sırgan, sırgan otu, yığınç olarak da bilinir.
Yaprakları oval veya kalp şeklinde olabilen ısırgan otunun yine yaprak kenarları testere ağzını andırır bir şekilde tırtıklıdır. 
Isırgan otu

yapısında bulundurduğu küçük tüyleri sayesinde yakıcı bir etkiye sahiptir. Histamin denilen yakıcı maddeler, bu tüylerin ucunda bulunur deriyle temas ettiğinde ciddi yanma ve kaşıntılara neden olur.
Hemen hemen her yerde yetişebilen bu bitkiyi her daim parlak yeşil duruşuyla çevresindeki diğer bitkilerden ayırt edebilirsiniz. Onun bu canlı duruşu; mucizevî faydalarını da açığa vurur cinstendir.  

Isırgan otu şifalı bitkisinin etken maddeleri:
Bu şifalı bitki yapısında, Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve  C vitamini bulundurur.
Bu maddelerden formik asit; kıl dökücü özelliği olan bir maddedir. İlk defa kırmızı karıncalarda görüldüğünden buna karınca asidide denmiştir. 160 santigrada kadar ısıya dayanıklıdır. Bu maddenin asıl önemli yanı çok iyi bir antiseptik olmasıdır.
Potasyum tuzları özellikle kaslarda kullanılan maddelerdir. Bu tuzların eksikliğinde, Kas uyarımları zayıflar, organik elektriksel gerilim eksilir, canlıda kramp ve felçlere bile yol açar, konsantrasyon gücünü temin eden etkenlerden en önemlisi potasyum tuzlarıdır.
Histamin maddesi bütün hayvansal dokularda bulunan bir maddedir. Histaminin bilinen en iyi etkisi kılcal damarlarda ve kalp damar sisteminde genişlemeye etki etmesidir. Bu kan akışını düzenleyen bir etkidir. Diğer yönden histamin, mide böbrek üstü bezleri ve tükrük bezlerinde salgı artışına neden olur.
  Isırgan otunun kullanıldığı yerler:
Tarihte neredeyse ilk çağlardan beri bilinen bu bikrinin faydaları saymakla bitmez. Isırgan otunun değeri;  kök, gövde, yaprakları ve tohumlarının kullanılıyor olduğu bilindiğinde daha iyi kavranır.

  1. Isırgan otu şifalı bitkisi;
  2. Egzama ve buna eşlik eden baş ağrısı durumlarında,
  3. Böbrek ve mesane taşı oluşumunun engellenmesi tedavilerinde,
  4. Kan ve dolaşım sistemi hastalıklarında ve kan yapımının artırılmasında,
  5. İdrar yolları hastalıkları ve idrar yolları iltihaplanmasında,
  6. Özellikle kabızlık hallerinde,
  7. Soğuk algınlıklarında,
  8. Vücuttaki ödemin engellenmesi tedavilerinde(yapısında bulunan histamin kılcalları genişletir),
  9. Mide hastalıklarında(ülser, mide krampları vb.),
  10. Alerjik rahatsızlıklar,
  11. Romatizmal rahatsızlıklar ve gut hastalığı gibi rahatsızlıklarda destekleyici tedavi amaçlı kullanılabilir.
  12. Isırgan otu şifalı bitkisinden yararlanma yolları:

Isırgan otunun iyi bir besin olduğuna hiç değinmedik. Anadolu’da yüz yıllardır bilinen bu bitki yemeği yapılarak ve börek içi olarak çokça tüketilmektedir.
Diğer yönden bu bitki kökü, gövdesi ve yapraklarından çay ve infüzyon yapılarak da değerlendirilebilir.
Gövde ve yaprakların çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış gövde ve yaprak bir su bardağı ılık suda bir miktar bekletilir. Daha sonra hafif ateşte kaynama derecesine kadar ısıtılır ve bir miktar kaynatıldıktan sonra dinlenmeye bırakılır. Süzülen bu dem günde birkaç defa içilerek tazece tüketilir. Bu şekilde mide rahatsızlıkları, bahar yorgunlukları, soğuk algınlıkları gibi şikayetler giderilebilir.
Kök Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.
Tohum Çayı: Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan içilir.
Isırgan otu şifalı bitkisinin saçlarda kullanımı:
Isırgan otu saç: günümüzde en çok kullanılan saç bakım kürlerinden biri ısırgan otu gövdesi ve yaprakları veya ısırgan otu kökü kullanılarak yapılmaktadır. Bir avuç ısırgan otu gövde ve yaprağı
1 litre suda 1 gün boyunca bekletilir ve daha sonra bu soğuk dem süzülmeden yavaş yavaş kaynatılır. Soğuma ve dinlenmeye bırakılan bu karışım süzülerek kullanılabilir.
NOT: Bu kullanım şekli vücutta oluşan alerjik deri reaksiyonları için de kullanılabilir. Bu yazı internetten değişik websitelerinden derlenerek sadeleştirilmiştir. çayların hazırlanışı Anadoluda bilinen
yöntemlerdendir.

TRİGLİSERİT

Trigliserit nedir?

trigliserit 3 yağ asidi ve 1 tane de gliserolün birleşmesiyle oluşan doğal yağlardır. Trigliseritler hayvansal ya da bitkisel olabilmektedirler. Hayvansal Trigliseritler genellikle oda sıcaklığında katı durumdadırlar. Bitkisel Trigliseritler ise oda sıcaklığında genellikle sıvı durumdadırlar. Ancak katı olan Trigliseritler de mevcuttur(örn: Hidrojene edilmiş yağlar bunlara margarin de denmektedir

Hayvansal Trigliseritler:
Oda sıcaklığında genelde katıdırlar.
Yapısında doymuş(hidrojence zengin) yağ asitleri bulundururlar.
Bitkisel Trigliseritler ise;
Genellikle oda sıcaklığında sıvıdırlar.
Yapılarında hidrojence fakir yağ asitleri bulundururlar.


Trigliseritlerin oluşumu:
Trigliseritler vücudumuzda besin ve enerjinin depo şeklidir. Bu maddeler vücuda alınan ancak yakılamayan besinlerin fazlalarından, organların etrafında ve deri altında biriktirilerek oluşturulurlar. Bu maddelerin oluşma yeri karaciğer gibi metabolizmal organlardır. Kısaca trigliseritler bağırsaktan emilen sindirilmiş besin maddelerinin esterleşmesiyle(yağlaşmasıyla) oluşur.

Trigliseritlerin Görevi:

  • İyi bir enerji deposudur 1 gram Trigliserit 9 kalori enerji verir fakat 1 gram karbonhidrat(örn: ekmek, patates) 4 kalori enerji verir.
  • Canlılarda deri altında birikerek vücut ısısının korunmasını sağlarlarlar.
  • Yine canlılarda organların etrafında birikirler ve bu organların darbelerden daha az etkilenmelerini sağlarlar.
  • Trigilseritler organların ve buna benzer yapıların bulunduğu ortama daha iyi tutunmasını sağlar.
  • Yapılarında biriktirdikleri yağda eriyen vitaminlerin bir çeşit depolarıdır(A,D,E,K vitaminleri) Bu sayede vitamin eksikliklerinden doğacak hastalıkların önlenmesinde görev alırlar.
  • Kanın yoğunluğunu ayarlar ve bu sayede tansiyon hastalıklarında önemli rol oynarlar.
  • Yapısına katılan bazı inorganik maddeler sayesinde vücudun inorganik madde dengesine yardımcı olurlar.(örn: fosforlar, azotlar)
  • Diğer yandan yağlar proteinlerle birleşerek protein etkinliğini artırıcı ve protein koruyucu olarak görev yaparlar.
  • Trigiliseritlerin en önemli görevlerinden birisi de hücre zarının yapısına katılmasıdır. Hücre zarının yapısına katılan yağlar bu yapının esnekliğini artırırken yağda eriyen vitaminlerin (ADEK vitaminleri) hücre içerisine alınmasını kolaylaştırmaktadır.


Beslenme açısından Trigliseritler:
Beslenme rejimimizde yağların yeri önemlidir. Besinlerimize lezzet veren yağlar vücudumuzda sentezlenebilir. Ancak Linoleik(omega6), linolenik(omega3), araşidonik gibi bazı yağ asitleri vardır ki hayvansal bünyelerde sentezlenmez ve dışarıdan alınmaları gereklidir. Bu tür yağ asitlerine esansiyel yağ asidi denilmektedir.
(Not: Batı toplumlarındaki çarpık beslenme rejimi bu toplumun vücudundaki yağ ve yağ asidi dengesini alt üst etmektedir. Bu durum özellikle beyinde ciddi sorunlara neden olmakta ve bu toplumlarda depresyon, stres ve sosyal ayrışmışlık olaylarını artırmaktadır)
Kan yağlanması ve kolesterol doğrudan bu tür yağ ve yağ asitleriyle ilişkilidir. Bazı toplumlarda besinlerle alınan yağ oranı oldukça fazla olduğundan kanlarındaki yağlanma ve kolesterol miktarı da fazladır.(Akdeniz tipi beslenme bu açıdan çok faydalı bir beslenme şeklidir.)


Trigliserit düzeyini artıran faktörler:

  • Böbrek hastalıkları.
  • Pankreas iltihaplanması
  • Gebelik engelleyici haplar.
  • şeker hastalığı
  • Kandaki idrar içeriğinin artması.
  • Glikojen depo hastalığı
  • Ağır enfarktüs
  • Kandaki yağ değerlerinin yükselmesi gibi etkenler Trigliserit oranını kanda artırır.

      Yüksek Trigliserit in zararları nelerdir.

  • Kalp ve damar hastalıkları,
  • Damar sertliği(arteroskleroz),
  • İnme (damar tıkanıklığına bağlı orak kısmi yada tam felç durumu)
  • Beyin fonksiyonlarında tutukluk(depresyon ve stres nedenleri)
  • Tansiyon dengesizlikleri gibi birçok sorunun en çok etkilendiği faktör kandaki yüksek yağ oranıdır.

Normal ve normal olmayan Trigliserit oranları:

Her şeyin dengelisi faydalıdır. Vücudumuz için hayati öneme sahip Trigilseritler de ancak dengeli alındığı takdirde faydalıdır. Normal bir insanın kanında açlık durumunda ki yağ oranı: erkeklerde 40–160 mg/dl kadınlarda ise 35–135 mg/dl olmalıdır. Bu değerlerin üstü ve altı zararlı bir durumdur.

Trigliserit belirtileri:

Genel olarak özel bir belirti vermeyen ve sinsice ilerleyen bir durumdur. Ancak sıksık tekrarlayan baş ağrısı, vücutta tekrarlayan ağırlık, tansiyon dengesizlikleri, ense kökünde meydana gelen tuhaflıklar Trigliseritten şüphelenmek için yeterlidir. Nihai tespit ancak detaylı bir kan tahliliyle mümkündür. trigliserit belirtileri
Y ükselen Trigliserit nasıl düşürülür.
Öncelikle hareket etmek çok faydalı bir durumdur( ev işlerinden tutun da basit egzersizlere kadar hayatın bütün hareketlerinden bahsediyoruz)
İyi bir beslenme rejimi şarttır.(Akdeniz tipi beslenme rejimi)
Zararlı alışkanlıklar ciddi problemdir. Özellikle alkol kesinlikle alınmamalıdır. Sigara gibi kalp ve damarlar üzerinde ciddi sorunlar oluşturan faktörlerden de uzak durmalısınız.
Esansiyel yağlardan omega3 ve omega6 alınımına özen göstermelisiniz. Bu iki zorunlu yağın dengeli alınımı çok önemlidir.


Trigliserit tedavisi:
Trigliserit tedavisi ilaçlı ya da ilaçsız olarak yapılabilmektedir. Bu hastalıkta asıl tedavi yöntemi(sağlıklı olan da budur) iyi bir egzersiz ve iyi bir beslenme rejimidir. Çeşitli perhizlerde yenmesi ve yenmemesi gereken besinler hassasiyetle belirlenerek tedavi doğal yollarla yapılmalıdır.
Yüksek Trigliserit tedavisinde önemli olan bir diğer faktör de şifalı bitkilerdir. şifalı bitkilerden yararlanarak bu rahatsızlığın önüne geçebilir ve dahası tedavi olabilirsiniz.

Trigliseritler ve Şifalı Bitkiler

Yağ oranlarını düşürdüğü ve daha önemlisi vücutta bir denge oluşturduğu için bitkilerle beslenme veya beslenmeye destek olma her zaman işe yaramıştır.
Çay olarak ada çayını kesinlikle öneriyoruz. Tüketmeyi alışkanlık haline getirmeniz faydanıza olacaktır.
Yağlı tohumlar olarak bilinen ceviz, badem ve fındık gerçekten kan yağlanmasının tedavisinde mucizevî etkiler yapıyor.

Kuru tohumlardan bakliyat çok önemlidir.
Trigliserit tedavisinde keten tohumu size iyi bir yardımcı olabilir keten tohumu ve keten tohumu yağının kolesterol ve kan yağlanmasını engelleyici etkileri bilinen bir gerçektir.(keten tohumu konusunda sitemizde yayınlanmış iyi bir makale mevcuttur. Makale bağlantısı:

  CEVİZ

 
Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde içeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi geliyor.
     Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtti.
     Vücudu besleyip güçlendiren cevizin yararlarından bazıları şöyle sıralanıyor:
•  Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar.
•  Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı mideyi kuvvetlendirir.
•  Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir.
•  Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir.
•  Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar.
•  Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur.

HAVUÇ
Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard´ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir.  
Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi. . 

HURMA

Kalbimizin yeni dostu bulundu: "Hurma"
 Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilimadamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı.
 İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar.
İsrail´de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadan iki kat fazla olduğunu belirttiler. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler.
    

ISPANAK:  
Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin yüzde 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor.


KIRMIZI BİBER


Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili. Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Portakaldan daha fazla miktarda C vitamini içeren bu sebze, aynı zamanda içerdiği beta karotin ile bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. 
100 gram kuru kırmızı biberin 318 kalori enerji verdiğini, 148 miligram kalsiyum, 76 miligram C vitamini (taze biberde 340 miligram),
8,1 gram su, 2 bin 14 miligram potasyum, 41 bin 610 IU A vitamini, 12 gram protein, 293 miligram fosfor, 15 miligram B3 vitamini, 17,3 gram yağ, 152 miligram magnezyum, 2 miligram B2 vitamini, 56,6 gram karbonhidrat, 30 miligram sodyum, 1 miligram B1 vitamini, 24,9 gram lif, 8 miligram demir yanında acılık ve renk maddesi gibi organik bileşikler içerdiğini vurguladı.

Beslenmede çok büyük öneme sahip kırmızı biberin, bir o kadar da insan sağlığında aranılan bir materyal olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Tuncer, şöyle devam etti: ´´Kırmızı biber mide suyu ve tükürük oluşumunu artırır, sindirimi kolaylaştırır, romatizma, mafsal ve diş ağrılarını azaltır, krampları giderir, kolera ve gut hastalıkları başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi gelir. Kanser riskini azaltır ve kanser tedavisinde kullanılır. Terlemeyi artırır, serinlik verir (sıcak iklimlerde kullanılmasının nedenlerinden birisi budur), öksürük ve boğaz ağrılarını gidermede (gargara olarak) kullanılır, sinir hastalıkları için doğal yatıştırıcıdır, vücuttaki aşırı yağ ve kolesterol birikiminin önlenmesini sağlar.
Antibakteriyel etkisi ile hastalıkların önlenmesinde de etkili olan kırmızı biber ülkemizde ağırlıklı olarak Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere Güney ve Güneydoğu illerinde fazlaca tüketilir. Bu bölgenin kırmızı biberleri acı tiplerdir. Kırmızı biber kuzeyde ise en çok Bursa ve Bilecik´te üretilmektedir. Bu biberler ise genellikle tatlıdır.´´


KİRAZ
Aspirin yerine kiraz

Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. Michigan eyaletinde yaşayanlar, bu yörede çok yetiştiğinden, bol bol kiraz yiyorlar. Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor.

Michigan Eyalet Üniversitesi´nden Muraleedharan Nair kirazda bulunan ve ´´antosiyanin´´ olarak bilinen kırmızı renkteki kimyasalların bu etkiyi yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Nair ve ekibi genelde uygulanana deneylerden yararlanarak söz konusu belişimlerin aspirin ve ibuprofen gibi ağrı kesicilerde bulunan enzimleri içerip içermediğini araştırdı. Ardından kimyasalların serbest radikallerin zararlı etkilerini yok edici özelliklerini inceleyerek bunları vitaminlerle karşılaştırdı. Sonuçta, 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair´e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor.


LAHANA:  
Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD´de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor. 

MAYDANOZ
Salata ve yemeklerin süsü maydanozun nerdeyse deva olmadığı dert yok gibi.. A ve C vitamini ile demir, kükürt, fosfos ve mangan elementleri deposu olan maydanoz sindirimi kolaylaştırıyor, böbrek taşlarını düşürüyor, görme gücünü ve anne sütünü artırıyor.
Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir ve taşları düşürüyor , kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur. Yatmadan evvel yenildiğinde sabahları tatlı bir nefesle uyanmamızı sağlar. Anne sütünü artırır. Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Görme gücünü artıyor, kaynatılıp içiildiğinde ve cilde bu suyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor. Kaynatılan maydanozun suyu gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor. Kaynatılıp sirke ile saçlar yıkandığında saçların uzaması ve kuvvetlenmesini sağlıyor..


    ÜZÜM

Faydaları
Kanser oluşumunu önleyen, kalp krizi riskini azaltan üzüm, cildin güçlenmesini sağlıyor. Kara, kalori değeri yüksek olan üzümün, kalsiyum, potasyum, sodyum ve demir yönünden zengin olduğu gibi, A, B1, B2, ve C vitaminleri açısından da önemli bir besin kaynağı olduğunu belirtti.Bazı karaciğer hastalıkları ile kansızlığın tedavisinde etkili olan üzümün, yüksek tansiyonu kontrol altında tuttuğunu ifade eden Kara, ”İçerdiği meyve asitleri ve lifli yapısı ile mideye zarar vermeden, böbrek ve barsak sisteminin çalışmasını düzenler.Kanın temizlenmesine yardımcı olan bu şifa kaynağı meyve, doğum kontrol hapının yan etkilerini azaltır” dedi.İçinde bulunan bor minerali beyin fonksiyonlarını arttırmaya yarar.Vücudumuzdaki kemik ve sinir dokusunu, kasların çalışmasını ve kalp atımlarını düzenleyen magnezyum, içeriğinde bol miktarda bulunur.Kan oluşumu için büyük önem taşıyan ve özellikle gebelerde takviyesi gereken demir mineralini içerir.İçinde bulunan potasyum sinir sistemi ve düzenli kalp ritmi için önemli bir mineraldir.İçinde bulunan inositol, kolesterol düzeyini azaltmaya yardımcıdır. Ayrıca inositol, saçların büyümesi için hayati bir vitamindir.İçinde bulunan B1 vitamini kan şekerinin yakılması, kalp sağlığının korunması ve öğrenme gibi beyin fonksiyonları için gerekli olan bir vitamindir.Yaşlanmaya karşı koruduğu gibi alkol ve sigaranın zararlı etkilerini de azaltır.Üzüm lifli bir meyvedir. Lifli besinlerin kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağladığı, kabızlık ve bazı kanser türlerinin önlenmesinde yararlı olduğu saptanmıştır.  

  TURUNÇ

 Faydaları:

1-Suyu temizlik maddesi olarak kullanılır. Kabuğun iç kısmından reçel yapılır.

2-Turunçtan yapılan şurup, mide yanmalarına karşı faydalıdır. Kalbi kuvvetlendirir, serinletir.

3-İştahı açma özelliğine sahip, aynı zamanda susuzluğu giderir.

4-Safra, ishal ve kusmayı keser. Çarpıntıyı önler, üzüntü ve sıkıntıyı giderir.

5-Turuncun kokusu veba sağlığını önler ve havanın temizlenmesini sağlar.

6-Fazla alınmamak kaydı ile şeker hastalığına faydalıdır.

7-Safradan mutevellit kalp çarpıntısını telkin eder. Şerbeti (suyu) içilirse mideyi temizler ve iştah açar.

8-Turuncun çekirdeği, kabuğu, yaprağı  ve çiçeği insana hararet verir.

9-Çekirdeğin Panzehir özelliği vardır. İki miskal (yaklaşık) 10 gram turunç çekirdeği dövülüp akrebin iğnelediği yere konulursa ağrının kesilmesine yardımcı olur ve rahatlatır.

10-Turunçtan eğer iki miskal şurup yapılıp içilirse bütün zehirlenmelere  karşı yararlı olur.

11-Sarı kabuğun turunç macunu yapılır. Macun kulunç  ağrısına karşı iyi gelir, Şehveti kuvvetlendirir.Yan etkisi: Turunç suyu sinirlere ve nefes darlığına  iyi sayılmaz. Fazlası  böbrekleri rahatsız edebilir.

ELMA


Meyvelerin Sultanı:
 
Kökeni Doğu Avrupâ´dır. Çok çeşidi
olan elma eski çağlardan beri bilinen bir

meyvedir. Tedavi edici özellikleri açısından
en eski yazarlar bile elma kürünü övmekteyd
i. Bu meyvede vitaminler, sindirilebilir şeker, bedenin dengesi için çok gerekli enzimler, temel asitler ve hayatın kendisi olan (potasyum, sodyum, kalsiyum magnezyum, fosfor gibi) madenler bulunmaktadır.
Elma, hemen her yerde yetişen, beyaz

veya pemhe çiçek açan, boyu değişik yük-
seklikte olan ağacın meyvesidir. Çeşitlı renk
te hoş kokulu bir meyvedir. Ekşi, tatlı, may-
hoş dan değişik tadlarda ve kımızıdan pem-
beye, sarıya kadar değişen renk tonlarıyla şi-
fa dolu bir meyvedir.
Günümüzün şifalı bitkiler uzmanı M. Messegue, ´Eğer bir tik ağacınız olacaksa, onun elma ağacı olmasını tercih edin. diyerek elmayı soframızdan eksik etmememizi tavsiye etmektedir.
Memleketimizde Golden, Sterkin, Misket Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik Elması gibi birçok çeşidi vardır.
Dünyada ise 5 binden fazla türü bulunmak-
tadır.

Taze ve kurusundan komposto, marme-
lat, pekmez, sirke, elma çayı gibi çok çeşitli
şekilleriyle halk arasında kullanılmaktadır.

Elmada neler var?
Bir orta boy elma (100 gr) 50 kaloridir.
Su 85.6 gr, protein 0.2 gr, yağ 0.3 gr, şeker
10 gr, lif 2 gr, potasyum 127 mğr, fosfor
13 mgr, magnezyum 8 mgr, kalsiyum 7

mgr, kükürt 4 mgr, sodyum 2 mgr bulunur.
Ayrıca A, B1, B2, PP, B5, B6, C, E vitamin-

leriyle çinko, iyot, kobalt, klor, silisyum ve çe-
şitli organik asitler mevcuttur.

Elma kalbi korur!
Meyvelerin sultanı diye bilinen elma bir-
çok derde deva olduğu gibi, kalbe de çok iyi
gelir. Çünkü elma kandaki kolesterol oranını
düşürür. Dalağın kan yapmasını sağlar. Çalı-
şırken devamlı olarak oturanlara, şişmanlara,
kanı fazla koyu olanlara elma son derece
faydalıdır.

Demir, C vitamini ile birleştiğinde organiz-
ma tarafından mümkün olduğunca iyi şe-
kilde emilir. Elmada her ikisi de olduğundan
demir eksikliğine bağlı kansızlıkta faydalıdır.

Kan şekerini düşürür!
Elma, şeker hastalarının ve kan şekerinin
yükselmesini istemeyen kişilerin tercih etme-
si gereken ilk meyvedir. Meyve şekeri (frük-
toz) ihtiva ettiği için kan şekerini yükseltmez.
Elma tansiyonu da düşürür. Yine elma-
nın güzel kokusu sayesinde sinirler gevşer,
insan rahatlar ve böylece tansiyon da düşer.

Zayıflamak için ideal
Elma kandaki şekeri geçici olarak yük-
selttiği için ve pektinler mideye doygunluk
verdiğinden kendimizivtok hissederiz. Eğer
diyet yapıyorsak, bol bol elma yememizde
fayda var. Böylece hem kilo vermiş, hem de
sağlıklı kalmış oluruz. Kısacası zayıflamak için
mükemmel bir meyvedir.
Elma nefesi rahatlatır! İngiliz tıp dergisi Tho-
rax´da yayınlanan bir çalışma, haftada en az beş Elma yiyenlerin daha kolay nefes aldığını göstermektedir.
Bol taze meyve, özellikle elma yemekle akciğer kapasitesi artıyor. Hergün bir elma yiyenlerin
hiç elma yemeyenlerden daha fazla nefes
verebildiklerini gösterdi. Yani daha sağlıklı ol-
mak içn elma yemek gerekli.

Günde bir elma
Elma sindirimi kolay, bol C vitamini ihti-
va eden (özellikk kabuğuyla yenildiğinde) ve
şeker hastalarına bile tavsiye edilen düşük
kalorili bir meyvedir.
İngiltere´deki Milli Kanser ve tıp Araştır-
ma Merkezi´nin her gün elma yeme alışkan-
lığı olan 2 bin kişiyi kapsayan ve 77 yıl süren
araştırması elmanın (yanı sıra taze meyve-
nin) önemli faydasını gözler önüne serdi.
British Medical Journal adlı tıp dergisin-
de yayınlanan araştırma sonuçlarına göre
hergün başta elma olmak üzere taze meyve
yeme alışkanlığı olanlarda inme (felç) riski
böyle bir alışkanlığı bulunmayanlara oranla
yüzde 32 az.
Her gün bir elma yemek ayrıca kalp krizi
riskini yüzde 24 oranında düşürmektedir.
Elma ayrıca yüksek tansiyon, adele ağrı
ları, böbrek taşlarına karşı birebir. İdrar yolla-
rını açıyor, gastrit ve ülsere de iyi geliyor.
Yemeklerden sonra yenen elma, çoğu
zaman diş fırçalamak gibi etki yapar. Çünkü
elma çiğnenirken dişlerin arası çok iyi bir şe-
kilde temizlenir.
Yatmadan önce yenirse dişlerin beyaz
kalmasını sağlaması yanında yatıştırıcı etki-
sinden dolayı uykuyu kolaylaştırır, baş ağrısı-
na iyi gelir.
Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sa-
yesinde sindirime yardımcı olur ve kolaylaştı-
rır. Bağırsak sorunu çeken kişiler için denge-
leyici ve normalleştirici bir besindir. Kabızlık
sorunu olanlara çok faydalıdır. Bağırsak kan-
serlerini önleyici etkisi vardır.
İçindeki C vitamini ve pektin her derde
devadır. Kolesterolü düşürür, sindirim siste-
mini düzenler, idrar yollarındaki problemlere
yardımcı olur.
Elma kürü yapmakla gut, böbrek, mesane
hastalıkları ve hemoroitte şifa elde edilir.
Elma yemek için 8 sebep
1-Sabahları hiçbir şey yemeden evvel el-
ma yendiğinde kanı temizler ve toksinleri at-
mayı sağlar.
2- Isırarak ve kabuğuyla yenirse dişleri
temizler ve diş etlerini güçlendirir.
3- Uykudan önce yenirse rahatlatır ve
kolay uyumayı sağlar.
4- Yeşil, hafif ekşi olanları mide bulantı-
larını önler.
5- Gastritten kaynaklanan yanmaları ha-
fifletir.
6 Kabuğuyla pişirildiğinde bağırsakları
çalıştırır ve yumuşatır.
7-Bal ekleyerek pişirildiğinde enerji verir.
8- Ortasına biraz marmelat ekleyip fırın-
da pişirildiğinde, özellikle rejim yapanların
tatlı yeme arzusunu giderir.
Elmanın özellikleri
- İçinde bulunan mineral tuzlar sayesin-
de idrar sökücü ve kanı temizleyici özelliği
vardır. Ayrıca ürik asite ve romatizmalara
karşı güçlendiricidir.
-Vitaminler ve mineral tuzlar aynı za-
manda enerji ve tazelik verir.
-A vitamininin varlığı solunum yollarını,
sinir sistemini, kan damarlarını ve cildi sağlıklı
tutar.
-Organik asitler sayesinde hem midenin
çalışma düzeni hızlanır, hem de gastrite kar-
şı mücadele verilir.
- İçindeki kükürt ve tanin sayesinde de-
zenfektandır ve bakterilere karşı korur.
- Sindirimi kolaylaştırdığı gibi kalbi de
güçlendirir..

 

 


                                      BİTKİLERLE TEDAVİ


YERELMASI =Yerelmasının yumruköklerinin tadı enginara benzer. Bu tadı veren, yüksek oranda içerdiği inülin adlı maddedir. Nişasta bulundurmayan ve kalorisi sıfıra yakın olan tatlı yerelması kökleri çok iyi bir besin olduğu gibi, şeker hastalarına da sağlık verilir.Emzikli annelerde süt gelişini artırır.İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.Safra gelişini artırır.Müshil etkisi vardır.Cildi güzelleştirir.Cinsel gücü artırıcı (afrodizyak) etkileri olduğu ileri sürülmektedir.

TURP =Turp, eşitli esansları, bol C vitamini, iyot ve kükürt içermektedir.Karaciğeri çalıştırır, karaciğer şişliğini indirir.Bağırsakları dezenfekte edip pekliği giderir.Böbreklerdeki kum ve taşı döker.Dalak şişliğini giderirCildi güzelleştirir.Akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verir.Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır. Diş etlerini kuvvetlendirir

ÇAMFISTIĞI:Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

ÇEMEN=Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.

DEFNE=Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir.

DENİZ KADAYIFI= Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.  

DENİZ YOSUNU=Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddelir içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.

DOMATES:Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. ´Beta karotin´e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az

DUT: Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.  
EBEGÜMECİ: Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.

ELMA: Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

ENGİNAR:  
Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur.
Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir.
Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti.
Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikler

FESLEĞEN:  Öksürüğü keser. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.

FINDIK:  Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar. 

GELİNCİK: Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.

GREYFURT:  C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşürenpektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar.  
HATMİ:Ağız, boğaz ve dişeti iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak iltihaplarını giderir.

MANTAR=Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle Çinliler´in ilaç niyetine yedikleri bu sebze, bünyeyi hastalıklara karşı koruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. 

MARUL=Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor. 

MELEKOTU:Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu dövülüp başa sürülecek olursa bitleri öldürür. Astım nöbetlerine faydalıdır.

MISIR: Yüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içeriyor. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat, enerji seviyenizi yükseltir. İçinde protein, kalsiyum, demir, fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.

MUZ:Folik asit, potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler.
ÖKSEOTU: Kalbin atışlarını arttırır. Damar kireçlenmelerinde faydalıdır. Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır.  
PATATES:  Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler. Yorgunluğa karşı birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir.Halsizliğe karşı etkili. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karotin açısından en zengini. 100 gram patateste 80 kalori, 2 gram protein, 17 mg karbonhidrat, 7 mg kalsiyum, 53 mg fosfor, 20 mg C vitamini var. Yılın hiçbir zamanı bulmakta da güçlük çekmezsiniz.
Her zaman söylenir, bir kez daha söylense sorun olmaz; patatesin besin değerinin büyük kısmı kabuğunda olduğundan soymak yerine özel bıçağı ile kazımak daha iyidir. Yine kabukları soyularak pişirilen patates C vitaminin yüzde 25’ini kaybediyor. Bu nedenle patatesi fırında kabuğuyla veya buharda ya da az suda pişirmek gerek.

PIRASA: İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur.

PORTAKAL:  Antioksidantlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrıca bol miktarda C vitamini içeriyor. Kilo almaya engel olur. Kandaki kolestorolü düşürür.Vucüdun C vitamini,  potasyum, protein, B ve E vitaminleri ile kalp hastalıkları ve antikanserojen maddeler ile kanser riskini azaltıyor, kolestorolü düşürüyor 

SALATALIK:  Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler. Salatalık kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır.  
Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolestrolü de düşürüyor. 

SOĞAN VE SARIMSAK:  Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Kalbe ve alerjik hastalıklara karşı etkili. Soğan içerdiği kimyasal maddelerle kalbimizi güçlendiriyor ve alerjik reaksiyonları engelliyor. Newcastle´da yapılan araştırmalar, düzenli bir şekilde soğan yiyenlerin damarlarının tıkanma riskinin azaldığını gösteriyor. 

SOYA: Uzun yaşamak isteyen herkes mutlaka soya tüketmelidir. Soya, içerisinde östrojen hormonuna benzer işlev gören ve bu hormonun etkilerini sulandıran bir madde içerir ve buda kadın bünyesi için son derece yararlıdır. Çünkü, hücre yenilenmesini hızlandıran östrojen hormonunun aşırı üretimi, göğüs, rahim ve boyun kanserine yakalanma riskini çok arttırır.  

TERE:  İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler, öksürük söktürür. İdrar söktürür, böbrekleri ve idrar yollarını temizler. Kanser, anemi ve lif hastalıklarına karşı etkili. Tere kanserle savaşan sebzelerin arasında olduğu gibi aynı zamanda en fazla kalsiyum, demir ve folik asit içerenlerin başında geeliyor. Tere gibi yeşil sebzeler yiyen kadınların, life ilişkin hastalıklara yakalanma riskleri daha az.

TON BALIĞI:  Çok yağlı olmasına rağmen Omega-3 adlı önemli bir yağ asiti içerir. Bu madde, yüksek tansiyon, kalp çarpıntısı ve şiddetli migren ağrılarına iyi gelir. Ayrıca cilt kuruluğunu ve egzamayı tedavi eder. Ancak taze olarak yenmelidir. Konserve olarak satılan ton balığı yüksek D vitaminin içermekle birlikte Omega-3 yağ asitinden yoksundur.

TURP:  Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır.

YENİBAHAR:Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

YOĞURT:  Vücudun çeşitli organlarında bulunan bakterilerden bağırsakta barınanları, sindirim sisteminin düzenli çalışması açısından önemlidir. Bu bakteriler, enfeksiyonların ve bulaşıcı bir hastalık geçirirken almak zorunda kaldığımız antibiyotiklerin saldırısına uğrayabilir. Bu da sindirim sistemini harap eder. Yoğurt bu sorunu çözer, azalan bakteri miktarını normal seviyesine getirir ve enfeksiyonları hem önler, hem de onlarla mücadele eder. Bağışıklık sistemini de canlandırır. Kalsiyum oranı sütten fazla olan yoğurdun, protein oranı süte eşittir.

YULAF:Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunlukları giderir. Kandaki şeker miktarını azaltır.

YERALMASI:  Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir. 

KİVİ: Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

KUŞBURNU:Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.  

KUŞKONMAZHazımsızlığa karşı etkili. Antitoksit maddeler içeren bu sebze böbreği toksinlerden arıtıyor ve besinlerin hazmedilmesini kolaylaştırıyor.

İNCİR:Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.   

KARANFİL: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.

KEKİK:  Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.  

AHUDUDU:  Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.

ANASON: Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.

BADEM: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

BAKLA:İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. 

BAMYA=Halsizliğe karşı bire bir. 100 gram bamya günlük magnezyum (hücrelerin enerji depolamasına yarayan madde) ihtiyacımızın üçte birini ve yüzde 10´dan daha fazla miktarda ise günlük demir (akyuvarların vücut içinde oksijen taşımasını sağlıyor) ihtiyacımızı karşılıyor.

BEZELYE:Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

BUĞDAY:Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur. 


BAZI HASTALIKLARIN TEDAVİSİ  İÇİN



GASTRİT=
Hergün kahvaltıdan önce 1 çay kaşığının dörtte biri oranında Hardal tohumunu, ılık su ile içmek ve bu tedaviyi 20 günlük kür halinde yapmak faydalıdır.
GUATR= Tere tohumu, nöbet şekeri veya bal ile eşit oranlarda karıştırılıp yenir. Deniz süngeri kurtulup toz haline getirilir ve balla karıştırılarak yenir.
KALP KRİZİ=Ökseotu çayı, Melisa çayı ve Adaçayı içmek kap krizini önleyici etkiye sahiptir. Ayrıca Civanperçemi, Atkuyruğu ve kekik oturma banyoları da yararlıdır.
KANSIZLIK= 50g. Kınakına, 1kg siyah kuru üzüm ve 1/2kg Mürdüm eriği ile, 3lt suda bir müddet kaynatılır ve günde 3 öğün içilir.
KAS ERİMESİ= Günde 3-4 bardak Aslanpençesi çayı yudum yudum içilmelidir.
KEMİK ERİMESİ =Günde 3-4 bardak Civanperçemi çayı yudum yudum içilmelidir.
KİREÇLENME= 400g. Ardıç tohumu, 1kg bal ile karıştırılır ve bu karışımdan, günde 3 öğün, aç karnına, 1 tatlı kaşığı yenir.
NEFES DARLIĞI=
Bir miktar Deniz kadayıfı, toz haline getirilir. Ihlamur içine 1 çay kaşığı oranında katılarak kaynatılıp içilir. ÖKSÜRÜK Günde 20g.´dan fazla olmamak kaydıyla, Defne tohumu bal ile karıştırılıp yenir. 100g. toz zencefil ve 100g. toz zerdeçal 1kg bal ile karıştırılarak günde 3 öğün aç karna, 1 tatlı kaşığı yenir.
PROSTAT= 100g. Eğir kökü, 5lt suda, 2.5lt kalıncaya dek kaynatılır. Günde 3 öğün, yemeklerden yarım saat önce, 1 çay bardağı içilir. Aynı miktarda Kereviz tohumu da aynı şekilde hazırlanarak günde 3 öğün, yemeklerden 15dk. önce, 1 çay bardağı içilir.
ROMATİZMA=Hardal tohumu dövülüp, bal ile karıştırılarak yenir. Ayrıca, ağrılı bölgeye sürülür. Aşağıdaki yağlar belli oranlarda karıştırılıp ağrılı bölgeye tatbik edilir ; · Pelesenk yağı : 100g. · Kekik yağı : 70g. · Alabalık yağı : 50g. · Karanfil yağı : 25g.
SEDEF HASTALIĞI= 50g. Isırganotu, 50g. Şahtereotu ve 50g. Civanperçemi 1 lt. sıcak suda 15 dakika bekletilip süzülür ve günde 3-4 bardak içilir.
ŞEKER HASTALIĞI= 1 lt. sıcak suya 20g. Mersin yaprağı konup 5-10 dakika demlenir ve gün boyu içilir. 250g. servi kozalağı, 250g. pelinotu ve 100g. melisa 2.5lt. alkole konur. Hava almayan bir kapta 45 gün bekletilir ve günde 3 üğün, aç karna, 1 kahve fincanı suya 8-10 damla damlatılarak içilir.




YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,041


Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in